Cumartesi, Mart 28, 2009

Heliosphere Mide Balonu Uygulaması

video

Pazartesi, Mart 09, 2009

Metabolizma Cerrahisi

Metabolizma Cerrahisi

Obezite Cerrahisinin Morbid Obezite ve bununla ilgili durumlarda en etkin ve en uzun süreli tedavi yöntemi olduğu bilinmektedir. Ancak günümüzde giderek artan veriler bu yöntemin Tip 2 diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı ve obstrüktif uyku apne gibi farklı metabolik hastalıklar ve durumlar için mevcut en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu düşündürmektedir.

UCSF-Fresno cerrahi bölümü profesörlerinden ve yeni adıyla American Society for Metabolic & Bariatric Surgery (ASMBS) (Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği) başkanı Dr. Kelvin Higa “Ciddi obezite için uygulanan cerrahi kilo kaybının ötesinde yarar sağlamaktadır. Bu cerrahi çoğu hastada Tip 2 diyabet ve diğer hayatı tehdit edici hastalıklarda ciddi iyileşme ya da tam remisyona neden olmaktadır. Derneğin yeni ismi ve misyonu cerrahinin genişleyen ve evrimleşen yönünü yansıtmaktadır” dedi. “İnsanlar genellikle cerrahiyi diyabet veya yüksek tansiyonun tedavisi olarak düşünmemektedir, ancak aslında öyledir ve biz bu hastalıklara yaklaşımda metabolik cerrahinin rolünün giderek artmasını beklemekteyiz.”

ASMBS daha önce American Society for Bariatric Surgery [Amerikan Bariatrik (Obezite) Derneği] olarak bilinmekteydi. İsim değişikliği derneğin kuruluşundan yaklaşık 25 yıl sonra gerçekleşti. Derneğin cerrahlar, hemşireler, bariatrisyenler, psikologlar, diyetisyenler ve diğer sağlık personelini içeren yaklaşık 3000 üyesi bulunmaktadır.;

Metabolizma vücudun gıdaları hücresel düzeyde enerjiye dönüştürme işlemidir. En sık görülen metabolik hastalık Tip 2 diyabettir, vücutta insülin eksikliği veya üretilen insüline vücudun cevap verememesine bağlı olarak kan şekerinin yeterince regüle veya metabolize edilemediği durumlarda ortaya çıkar. American Diabetes Association (Amerikan Diyabet Birliği)’a göre ABD’de yaklaşık 21 milyon kişide Tip 2 diyabet ve 54 milyon kişide diyabet başlangıcı (pre-diyabet) bulunmaktadır.;

Vücut yağının artması metabolik hastalıklar için riski arttırmaktadır. CDC National Center for Health Statistics tarafından yürütülen National Health and Nutrition Examination Survey 1999-2002 NHANES’e göre diyabetik hastaların yarısından fazlasında (%51) Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30 veya üzerinde iken, VKİ 35 ve üzerinde olanların yaklaşık yüzde 80’inde bir ya da daha fazla metabolik hastalık bulunmaktadır. Yeni çalışmalar metabolik cerrahinin insülin rezistansını ve sekresyonunu, muhtemelen gastrointestinal hormonal değişikliklere bağlı olarak, kilo kaybından bağımsız mekanizmalar ile düzeltebileceğini öne sürmektedir. Birçok hastada metabolik cerrahiyi takip eden günler içerisinde, anlamlı kilo kaybı oluşmasından uzun süre önce, Tip 2 diyabet tam remisyona girmektedir. Bu bilgiler metabolik cerrahinin normal kiloda ya da hafif kilolu diabetik bireyler için uygun olabileceği fikrini doğurmuştur.;

East Carolina Üniversitesi’nde cerrahi ve biyokimya profesörü olan ASMBS’nin eski başkanı Dr. Walter Pories obezite cerrahisinin Tip 2 diyabet üzerindeki etkilerini inceleyerek 1992 yılında Annals of Surgery’de çığır açan yayınını bildirdi. Yayın “Tip II Diabetes Mellitus (NIDDM) Cerrahi Bir Hastalıkmıdır?” başlığı ile gastrik bypass sonrası Tip 2 Diyabetin remisyonunu bildirmekteydi.;

Obezite Cerrahi merkezlerini mükemmellik açısından denetleyen, kar amacı olmayan bir kuruluş olan Surgical Review Cooperation başkanı Dr. Pories “ Yirmibeş yıl önce cerrahinin Tip 2 diyabet üzerindeki küratif etkisi ile büyülenmiştik” dedi. “Günümüzde ise cerrahi geçiren hastalar için ana nedenlerden biri ve metabolik cerrahide yapılan yeni araştırmalar sayesinde ciddi ilerlemeler sağlanacağından eminim.”;

Metabolik ve Obezite Cerrahisinde yürütülen araştırmaların çoğu 45 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 40 veya üzeri) veya 35 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 35 ve üzeri) ile birlikte obezite ile ilişkili Tip 2 diyabet gibi ek hastalığı olan morbid obez hastalar ile sınırlanmaktadır.;

Journal of the American Medical Association (JAMA)’da 2004 yılında yayınlanan ve dönüm noktası olarak kabul edilen çalışmaya göre, obezite cerrahisi hastaları aşağıdaki metabolik durumlarda düzelme göstermektedirler:; 

· Hastaların %76.8’sında Tip 2 diyabet remisyonu ve %86’sında ciddi düzelme sağlandı.

· Hastaların %61.7’sinde hipertansiyon elimine edildi ve %78.5’inde ciddi düzelme sağlandı.

· Hastaların %70’inden fazlasında yüksek kolesterol düşürüldü.

· Hastaların %85.7’sinde uyku apne elimine edildi.;

Benzer şekilde eklem hastalıkları, astım ve infertilite ya tamamen iyileşti ya da ciddi ölçüde düzeldi. Çalışma cerrahi hastalarının fazla kilolarının %62 ile %75’ini kaybettiklerini gösterdi.;

Bu yılın başlarında, 25 uluslararası tıbbi organizasyon ile ASMBS, ADA, NAASO-Obezite Derneği ve The European Association for the Study of Diabetes (EASD) dahil olmak üzere diyabet ve metabolik hastalıklar konusunda önde gelen 60 kadar uzman, gastrointestinal ameliyatların diyabet üzerine etkileri ile ilgili tıbbi verileri değerlendirmek üzere Roma- İtalya’da bir konsensus toplantısı gerçekleştirdi. Grubun Tip 2 diyabet tedavisinde metabolik cerrahinin yeri ile ilgili bulgularını yıl sonunda açıklaması beklenmektedir.;

ASMBS’nin bir önceki başkanı, Cleveland Kliniği Bariatric (Obezite) ve Metabolik Enstitüsü yöneticisi ve Roma toplantısının organizatörlerinden biri olan Prof. Dr. Philip Schauer “Kanıtlar yaygın. Çoğu çalışma uygun hastalarda göreceli olarak düşük oranda risk ile uygulanan ameliyatların sonrasında Tip 2 diyabette önleme, düzelme veya remisyon sağlandığını göstermektedir” dedi. “Metabolik Cerrahi, obezite ve diyabet epidemik ikizleri ile savaşmak için anahtar rol oynayabilir, ve bu cerrahi giderek daha güvenli hale gelmektedir”.;

Agency for Healthcare Research and Quality (AHRQ) tarafından yapılmış yeni bir çalışmaya göre, obezite cerrahisi ile ilişkili mortalite 1998’de yüzde 0.89 düzeyinden 2004’te yüzde 0.19’a düşerek çarpıcı bir oran ile (%78.7) azalmıştır. 2004’te Annals of Surgery’de yayınlanan bir çalışmaya göre morbid obezitenin mortalitesi obezite veya metabolik cerrahinin kullanılması ile %89 azalmıştır.;

ASMBS 2006 yılında ABD’de tahminen 177.600 kişinin obezite cerrahisi geçirdiğini bildirdi. Cerrahi kriterlerini dolduran hastaların yüzde birinden azı ameliyat olmaktadır. ABD’de 15 milyon ya da 50’de 1 yetişkinde morbid obezite bulunmaktadır ki bunlar Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, uyku apne, hipertansiyon, astım, kanser, eklem sorunları ve infertilite dahil 30’u aşkın diğer hastalık durumu ile ilişkilidir. Obezitenin sağlık sistemi üzerine direk ve indirek maliyeti yıllık yaklaşık 117 milyar dolardır.;

En sık uygulanan cerrahi işlemler gastrik by-pass, ayarlanabilir gastrik bandlama ve duodenal switch ile biliopankreatik diversiyondur.

* Bu yazı Amerikan Bariatric ve Metabolizma Cerrahi Derneği’nin verileri ve değerlendirmesi göz önüne alınarak Dr. Halil Coşkun tarafından düzenlenmiştir;

 Dr. Halil Coşkun


Pazar, Mart 08, 2009

Laparoskopik Mide Bandı (Kelepçe) Uygulaması

video

Pazartesi, Haziran 23, 2008

OBEZİTE CERRAHİSİ TİP 2 DİYABETİ TEDAVİ EDEBİLİR

JAMA’DA YER ALAN LAGB (Laparoskopik Ayarlanabilir Gastric Bandlama) ÇALIŞMASI İLE İLGİLİ ASMBS (American Society for Metabolic & Bariatric Surgery) BİLDİRİSİ
23 Ocak 2008


Journal of the American Medical Association (JAMA)’da Laparoskopik Ayarlanabilir Gastrik Bandlamanın (Mide Kelepçesi) (LAGB) Tip 2 Diyabet üzerindeki etkilerini inceleyen ilk randomize kontrollü çalışmanın bugün yayınlanmasından sonra dünyada haber başlıkları ‘Obezite Cerrahisi Diyabeti Tedavi Edebilir’ olarak belirlendi.
Obezite ve Metabolizma cerrahları olarak bizler bunu yıllardır biliyorduk. Ancak bugünkü çalışma, Ağustos 2007’de The New England Journal of Medicine’da yayınlanan ve obezite cerrahi sonrası anlamlı sağkalım avantajı gösteren iki değerli çalışma ile birlikte, daha fazla göz ardı edilemeyecek yeni ve önemli kanıt oluşturmaktadır - obezite cerrahisi hayat kurtarmaktadır ve hastalığı yok edebilir ya da dramatik olarak iyileştirebilir!
Ne var ki bu kanıtlara rağmen, diğer klinik çalışmalar ve Center for Medicare & Medicaid Services (CMS)’in yaptırımları nedeniyle birçok özel sağlık sigorta şirketi obezite cerrahisine ulaşımı sınırlamaktadır. Obezite, Tip 2 diyabet ve başka hastalıklardan dolayı daha fazla yaşam kaybedilmeden bu durumun değişmesi zorunludur.

Aşağıda JAMA çalışmasının anahatları ve özeti verilmektedir:

Çalışmanın Önemi ve Etkisi

1) Bu çalışma erken dönem Tip 2 diyabet tedavisinde obezite cerrahisinin (Laparoskopik Ayarlanabilir Mide Kelepçesi) bilinen tıbbi tedaviye göre daha yüksek etkinlik sağladığını gösteren ilk randomize kontrollü çalışmadır. Cerrahi grubunda tam iyileşme oranının %73 olmasına karşı tıbbi yaklaşım grubunda %13 olması, literatürde Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan herhangi bir tedavi kombinasyonu ile ilgili randomize kontrollü çalışmalar arasında bildirilmiş en yüksek değerler arasındadır. Sonuçlar Tip 2 diyabetik ve hafif-orta obezitesi olan hastalar için obezite cerrahisinin bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir.

2) Bu çalışma Vücut Kitle İndeksi (VKİ) <35 kg/m2 olan diyabetik hastalarda bilinen tıbbi tedavi ile karşılaştırıldığında obezite cerrahisinin daha etkin olduğunu gösteren ilk randomize kontrollü çalışmadır. Diğer çalışmalarda belirtilen VKİ<35 olan seçilmiş hasta grubunda obezite cerrahisinin yararlı olabileceği yönündeki kanıtları desteklemektedir. Aynı zamanda 1991’de oluşturulan NIH kılavuzunda obezite cerrahisinin uygunluğu için VKİ değerinde 35’in mutlak alt sınır olarak kabul edilmiş olmasını sorgulatmaktadır.

3) Her ne kadar çalışma diyabetin tedavisinde tıbbi ve cerrahi tedavi arasındaki komplikasyon oranlarını karşılaştırmak açısından yeterli kuvvete sahip olmasa da, tıbbi ve cerrahi tedavi için komplikasyon oranları benzerdir. İki grupta da ciddi bir istenmeyen etki görülmemiştir. Diğer çalışmalar bu hasta grubunda obezite cerrahisi için göreceli olarak düşük komplikasyon oranları bildirmekte, bu toplulukta obezite cerrahisinin kabul edilebilir yarar/zarar oranı ile uygulanabileceğini düşündürmektedir.

4) Bu çalışmada elde edilen son derece olumlu sonuçlara ek olarak SOS ve Adams (NEJM, Ağustos 2007) tarafından bildirilen sağkalım avantajı, obezite ve diyabet tedavisinde cerrahinin yerinin değerlendirilmesi açısından yeni bir multidisipliner konsensus oluşturulması gerektiği görüşünü desteklemektedir.

5) Bu çalışma incelenmesi gereken başka alanlar olduğunu göstermektedir. Bunlar arasında remisyonun sürekliliği, cerrahinin daha ileri diyabet üzerine etkisi, diğer obezite cerrahisi işlemlerinin göreceli yarar/zarar oranları, cerrahinin körlük, böbrek yetersizliği ve kardiyovasküler olaylar gibi sekonder diyabet komplikasyonları üzerindeki etkisi gibi konular bulunmaktadır. Devlet tarafından desteklenen, spesifik olarak iyi planlanmış klinik çalışmalar arttırılmalı ve bu ve diğer çalışmaların ortaya koyduğu önemli sorular incelenmelidir. Amerika Birleşik Devletleri diyabet veya obezite için cerrahi tedavinin değerlendirilmesi amacıyla göreceli olarak az yatırım yapmıştır.

6) Bu çalışmada elde edilen son derece olumlu sonuçlarla birlikte SOS ve Adams (NEJM, Ağustos 2007) tarafından bildirilen sağkalım avantajı, Medicare, NIH ve diğer Amerikan hükümet birimleri tarafından bildirilmiş ve yaygın kabul gören kriterlere dayalı olarak obezite cerrahisi için kapsama sağlamayan üçüncül sağlık ödeyicilerine karşı etik ve hukuki bir iddia oluşturmaktadır.

7) Önleme: Her ne kadar bu çalışma Tip 2 diyabetin etkin tedavisinde obezite cerrahisinin yeri için kuvvetli kanıt sağlasa da, Amerikan hükümeti, sağlık birimleri, sivil liderler ve politika oluşturanlar, gelecek nesillerde artacak diyabet yükünü azaltmak amacıyla, diyabetin önlenmesi konusuna odaklanmalıdır.


ÖZET

Tip 2 Diyabet için Ayarlanabilir Gastrik Bandlama ve Konvansiyonel Tedavinin Özeti ve Önerdikleri. JAMA’da Yayınlanmış Bir Randomize Kontrollü Çalışma
23 Ocak 2008

Dixon JB, Obrien PE, Playfair J, Chapman L, Schachter LM, Skinner S, Proietto J, Bailey M, Anderson M. JAMA. 2008:299 (3): 316-323

Özet
İçerik:
Gözlemsel çalışmalar Tip 2 diyabette cerrahi olarak sağlanmış kilo kaybının etkin tedavi olabileceğini öne sürmektedir.
Amaç: Cerrahi olarak indüklenmiş kilo kaybının konvansiyonel kilo kaybı ve diyabet kontrolü yöntemleri ile karşılaştırıldığında daha iyi glisemik kontrol sağladığını ve daha az diyabet medikasyonu gerektirdiğini saptamak.
Yöntem: Ortam ve Katılımcılar: Avusturalya’da yerleşik tedavi programlarına kayıtlı genel toplumun başvurduğu Üniversite Obezite Araştırma Merkezi’nde Aralık 2002 ile Aralık 2006 tarihleri arasında yapılan körlenmemiş randomize kontrollü çalışma. Katılımcılar yeni tanı konulmuş (<2>30 ve <40) hastadan oluşmaktadır.
Girişimler: Hayat stilinin değiştirilmesi ile kilo kaybına odaklanan konvansiyonel diabet tedavisi ile laparoskopik ayarlanabilir gastrik bandlama ile birlikte uygulanan konvansiyonel diyabet bakımının karşılaştırılması.
Ana Sonuç Ölçütleri: Tip 2 diyabetin remisyonu (glisemik hiçbir tedavi almaksızın açlık kan şekeri <126 mg/dL [ 7.0 mmol/L] ve glikozile hemoglobin [HbA1c] değeri <%6.2). İkincil ölçütler kilo ve metabolik sendrom bileşenleri içermektedir. Analizler amaçlanan tedavi yöntemine göre (intention to treat) yapılmıştır.
Bulgular: Katılan 60 hastadan 55’i (%92) 2 yıllık takibi tamamladı. Tip 2 diyabet remisyonu cerrahi grupta 22 (%73), konvansiyonel tedavi grubunda 4 (%13) hastada sağlandı. Cerrahi grupta remisyon için göreceli risk 5.5 idi (%95 güvenilirlik aralığı, 2.2-14.0). İki yılda kilo kaybı cerrahi ve konvansiyonel tedavi grubunda sırasıyla, ortalama (SS) değer olarak, %20.7 (%8.6) ve %1.7 (%5.2) idi (P < .001). Tip 2 diyabetin remisyonu kilo kaybı (R2 = 0.46, P < .001) ve düşük bazal HbA1c (kombine R2 = 0.52, P < .001) düzeyi ile ilişkili idi. Her iki grupta da ciddi komplikasyon görülmedi.
Sonuçlar: Cerrahi grubuna randomize edilen katılımcıların daha fazla kilo kaybetmeleri nedeniyle Tip 2 diyabet remisyonu sağlanması olasılıkları daha yüksek idi. Bu sonuçların daha büyük, çeşitliliği daha fazla bir toplulukta doğrulanması ve uzun dönem etkinliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu yazı Amerikan Bariatric ve Metabolizma Cerrahi Derneği’nin verileri ve değerlendirmesi göz önüne alınarak Dr. Halil Coşkun tarafından düzenlenmiştir.

Dr. Halil Coşkun
www.obezitecerrahisi.com
halilcoskun@hotmail.com


Cumartesi, Haziran 07, 2008

BioEnterics Intragastric Balloon (Mide Balonu): İlk 100 Vakanın Klinik Sonuçları - Türkiye Deneyimi


BioEnterics Intragastric Balloon: Clinical Outcomes of the First 100 Patients-A Turkish Experience
Coskun H, Bostanci O, Dilege E, Bozbora A.
Department of General Surgery, Istanbul, Turkey, halilcoskun@hotmail.com.

BACKGROUND: The BioEnterics Intragrastric Balloon (BIB(R)) together with restricted diet has been used for the treatment of obesity and morbid obesity.
METHODS: A prospective study was conducted on 100 patients who had undergone the BIB procedure between February 2005 and February 2007.
RESULTS: Mean age, mean weight, and mean BMI of the patients were 35.35 +/- 9.25 years, 113.23 +/- 24.76 kg (range 73-200 kg), and 39.28 +/- 6.98 kg/m(2) (range 30-69.2 kg/m(2)), respectively. Six months after the BIB procedure, mean weight and mean BMI were reduced to 100.46 +/- 26.05 kg (range 58-178 kg) and 34.70 +/- 11 kg/m(2) (range 21.83-61.59 kg/m(2)), respectively. There was a statistically significant reduction in weight and BMI at 6 months after the BIB procedure (p < p =" 0.035)," p =" 0.001).">
CONCLUSIONS: BIB application is a reasonable weight loss method with few complications.

BioEnterics Intragastric Balloon: Clinical Outcomes of the First 100 Patients-A Turkish Experience.
Obes Surg. 2008 Jun 3. [Epub ahead of print]
PMID: 18521700 [PubMed - as supplied by publisher]
*** Bu makale uluslararası bilimsel değeri oldukça yüksek bir dergi olan OBESITY SURGERY JOURNAL da yayınlanan ilk MİDE BALONU uygulamasıyla ilgili TÜRKİYE kaynaklı makaledir *** Makalenin fulltext hali ve türkçe abstractı yakında sisteme geçirilecektir.
Dr. Halil Coşkun

Pazar, Mayıs 25, 2008

Açık Teknik Gastric Bypass Uygulaması

video

Salı, Mayıs 06, 2008

Ameliyat oldu, 100 kilo verdi


Ameliyat oldu, 100 kilo verdi
Fahrettin Kaba, 1.5 yıl öncesine kadar 195 kiloyla yaşıyordu. 1.83 cm. boyunda ve 48 yaşında olan Kaba, kilolarından çektiği kadar başka hiçbir şeyden çekmedi. Kötü esprilere maruz kaldı, şişmanlığın beraberinde getirdiği hastalıklarla savaştı. Şimdi 95 kilo olmasını sağlayan yöntemle ise gelen bir telefon sayesinde tanıştı. Hiç düşünmeden ameliyatı kabul eden Kaba, "Önceleri zayıflamak istiyordum ama sihirli bir değnek gelsin de bana değsin diye bekliyordum. Diyetler çare olmadı" diyor.
Kilonuz ne zaman sorun olmaya başladı?
Yaklaşık 15 yıl önce başladı. Benimkisi aşırı yemek ve alkol almakla ilgiliydi. Yani gırtlak meselesi. Bilerek yedik içtik. Böylece 195 kiloyu gördüm. Ondan sonra rahatsızlıklar baş gösterdi. Şekerim 450'lere kadar çıktı. Tansiyon, uyku apne sendromu başladı. Kilo verme girişimlerim hep oldu. Hatta diyetisyenlere de gittim. Klasik, bir kibrit kutusu beyaz peynir, salatalık, domatesle başlayan diyetleri uyguladım. Ama başarılı olamadım. Çünkü Pazartesi başlayıp Cuma günü bitiyordu. Diyetisyenin verdiği listedekiler bana yetmiyordu aç kalıyordum. Gece yarısı kalkıp gizli buzdolabına dalardım.
33 yaşına kadar kilonuz nasıldı?
O yaşlarda da yeme içme vardı ama tabii ki çok abartılı bir şey yoktu. O zamanlar ideal kilomdaydım yani 95 kiloydum. Yiyordum, ama belki o zaman gençttim ve yakıyordum. Yaşla beraber ve işyerindeki rahatlık nedeniyle aldım.
Ne iş yapıyorsunuz?
Pirelli lastik fabrikasında forklift (yükleme boşaltma işi yapan araç) operatörüyüm. Oturarak yapılan bir iş olduğundan yakamıyordum. Böylece 195 kiloya kadar çıktım.
İnsan kilo aldığını fark etmiyor mu?
Fark ediyor. 95'ten 100 kiloya çıkmışım diyelim o zaman düşünmezdim. Tek derdim akşam olsun, ben rakımı açayım, soframı kurayım, mangalımı yakayım. Benimkisi gırtlak, başka da bir şey değil. Ben ehl-i keyif adamım. Ameliyatı olduktan sonra artık dikkat ediyorum. Sağlıklı yaşamayı öğrendim. Eskiden 95'ten 100'e, 115'e çıkmayı umursamazken şimdi 95'ten 98 kiloya çıktığım an 'hop' diyorum.
Yemenize karışan yok muydu?
Soruyorlardı ama takmıyordum
Neler yiyordunuz?
Elim mutfak işlerine yatkın. Süslü kahvaltı hazırlarım. Yok yoktur bu kahvaltıda. Hazırlayıp zevkle yiyordum. Özellikle işkembe çorbası hastasıyım. İşkembe çorbası lafını duyduğumda yatıya giderim. Sakatata bayılırım. Hafta arası evde pek kahvaltı yapmazdım. Yakınımızdaki lokantada sabahları duble çorbamı içerdim önce. Ardından fabrikaya giderdim ve kantinde yarım kilo börek, beş - altı poğaça yerdim. 11.00'de fabrikada yemek çıkardı, 'haydi yemeğe' derdim. Saat 16.00'da yine kantine inerdim. Saat 17.00'de eve geliyordum yine yiyordum. Daha geç saatlere doğru rakı sofrası kuruyordum, mangalı yakıyordum. Sürekli yiyordum. Yemekten başka bir şey düşünemiyordum. "Bu akşam ne yiyebilirim?" diye düşünür ve planını yapardım.
Zayıflamak için çözümler aramıyor muydunuz?
Hayır... Sihirli bir değnek gelsin bana değsin, bu kiloları vereyim istiyordum. Kelepçe modası çıktı Ozan Orhon'un taktırdığından. Balondan söz ediliyordu. Ama maddi durumum bunları taktırmaya müsait değildi. Sigorta da bu operasyonları karşılamıyor. Asgari ücretle çalışıyorum. Şişli Etfal'de çalışan yeğenim beni aradı ve mide küçültme ameliyatı yapan Dr. Haluk Coşkun'dan söz etti. Ekim 2006'da başvurdum. Doktor beni karşısına aldı ve obeziteye kesin çözüm olabilen operasyonları anlattı. Bana uygun olan gastric baypas ameliyatıydı. Kendimi doktora teslim ettim. Diyeti önerdi tabii ki ama ben kendisine kerelerce denediğimi ve başaramadığımı söyledim..
Bu kararı aileniz nasıl karşıladı?
Eşimle birlikte doktora gittik. Doktor, "Ameliyat olmak ister misin?" diye sorduğunda. Eğer mümkünse hemen dedim. O da "Hemen olmaz, bunun prosedürleri var" dedi. Eşim çok ıstırap çekti benimle birlikte. Yeğenim Gönül, bu ameliyatı olmuş kişilerin önce ve sonraki hallerini gösterdi. O zaman "Kesinlikle bu ameliyatı olmalıyım" dedim. Kilolu halimden çocuklar çok etkileniyordu. Istırabım vardı. Bir gün ortanca oğlumun futbol maçına gittim. Maç başlamadan oğluma seslendim, bana bir soda alması için. O sırada takım arkadaşlarından biri, "Ohaaa! Bu senin baban mı?" dedi. Çok utandım ve maçı yarım bıraktım. Eve gelip, ağladım. Çocuklarımın durumu da ameliyat kararında etkili oldu. Herhangi bir etkinliğe katılamıyordum. Düğüne, cenazeye gidemiyordum. Trabzona gideceğim, iki kişilik koltuğa tek bilet verilsin diye pazarlık yapardım. Diyelim minibüse biniyordum, şoför hemen espri yapıyordu; "Hacı abi senden iki kişilik ücret alacağım" veya "Aman amca dikkat! Koltuğu kırma!" şeklinde. Kız istemeye gidecektik yeğenime. Beni götürmeyin diye yalvardım çünkü bir keresinde oturduğum sandalye kırıldı.
Ameliyata karar verirken ne kadar kilo verebileceğiniz söylendi mi?
Ortalama ayda 7-10 kilo kaybedeceğim söylendi. Ayda ortalama yedi kilo verdim. 9-10 ayda bu kiloya indim. Beş altı aydır 95 kiloyum. Doktorum 95-100 kilo arasında oynayacağını söylemişti. Aynen öyle oldu. Bu ameliyatı olduktan sonra belli bir kapasitede yiyebiliyorsunuz. Mide yüzde 70 küçültülüyor. Fazla yiyemiyorsunuz zaten, beyin 'doydun' sinyali veriyor. Ameliyatı olmadan önce beyin, "Çekinme, ye babam ye!" diyordu. Şimdi yarım çorba içiyorum ve doyuyorum.
Ameliyat neleri değiştirdi?
Yavaş yavaş kilo verince, zayıflayacağıma inandım. Belediyelerimizin 'çalışınca oluyor' sloganı var ya. Ben de "Oluyor arkadaş bu" dedim. Doktorum bana bir program yaptı ben de o programın dışına hiç çıkmadım. Sakatatı yasakladı. Ben işkembe çorbası aşeriyorum ama 1.5 yıldır yemedim. Rakıyı ağzıma koymadım. Asitli içecekler içmedim. Demek ki ölmüyorum. Rakılı sohbetlere de gittim. Ama meyve suyu içtim. Ama bu ameliyattan önce bunlar kafamda yoktu. Şimdi yürüyorum, geziyorum, tıkanmıyorum. Geçen gün Sapanca'da dağları tepeleri dolaşabildim. Yoksa ben o şişman halimle mümkün değil çıkamıyordum öyle. Eşim Rizeli yazın yaylaya gider. Kiloluyken beni traktörle çıkarırlardı. Yayla evine çıkardıklarında oturuyor, oturan boğa gibi yiyor ve içiyordum. Bir daha yayladan inildiğinden kalkıyordum ve beni traktörle bırakıyorlardı. Fabrikadaki arkadaşlarım kahrımı çok çekmişlerdir. Servis şoförü beni evimin önünden alırdı ve fabrikaya bırakırdı. Yürüyemediğim için arkadaşlar forklifti gidip getirirlerdi. Kapıda oturup bekliyordum. Ben forklifte binip içeriye gidiyordum.
Tekrar eski halinize dönme olasılığınız var mı? Bu ameliyattan dönüş söz konusu mu?
Böyle bir olasılık var. Ameliyatın geri dönüşümü var. Geri dönüşü bu yapılan ameliyattan daha zor. Onun için bu şekilde yaşamaya alışmak gerekiyor. Ben de diyorum ki inşallah bu geri dönüşüme gerek kalmayacak. Şu ana kadar çok iyi gitmişken o acı günlere geri gitmenin anlamı yok. Zorlukları çoktu.
Hiç kaçamak yapıyor musunuz?
Hayır, yapmıyorum. Eski diyetlerde sürekli kaçamak oluyordu. Gece kalkıp buzdolabına dalarak aslında eşimi ve çocuklarımı değil, kendimi kandırıyordum. Diyelim arkadaşlarla balığa çıktık, içsem kim bilecek. Ama kendini kandırmanın alemi yok. Ben ehl-i keyif adamdım, içki içip aileme zararı dokunan biri değildim. Ekonomik olarak da manevi olarak da kendime zarar verdim. Ben de bu sene çiçek hastalığı başladı. Eskiden rakıya verdiğim parayı şimdi çiçeklere yatırıyorum. Getirip ekiyorum bahçeme.
Şimdi ideal kilodasınız. Bu şekilde yaşamak nasıl bir duygu?
Süper.
* * * * *
'Utanıyordum'
195 kiloyla yaşamak nasıl bir şey?
Çok zor... Obeziteyle birlikte şeker çıktı. 400'leri aştı şekerim. Şu anda 80'lerde örneğin. Kilo, psikolojiyi bozuyor. Çünkü kendinizi dışlanmış hissediyorsunuz. Minibüse biniyorsunuz bütün gözler size çevriliyor. Düşünebiliyor musunuz 195 kiloluk bir adam biniyor. Gezmeye giderken eşim tedirgin olurdu. Çünkü kilonun verdiği bir asabiyet vardı. Başımdan çok şeyler geçti. Ailece denize gidecektik. Çok kilolu olduğum için insan içinde denize girmek istemiyordum. Ben erkenden gittim. Utandığım için kimse yokken denize girip çıkmak istedim. Genç bir çift yüzüyordu. Tam denize gireceğim, genç seslendi: "Ağabey denize mi gireceksin?" Evet deyince genç, "Abi biz çıkalım deniz taşar" dedi. Kendi aklınca espri yaptı ama ben bunlardan alınıyordum. Sıkıyordum kendimi, bazen kavga ediyordum.
* * * * *

Fazla kilonun yüzde 70'i verilebiliyor
Obezite tedavisi için dünyada en fazla uygulanan cerrahi yöntem olan gastric baypas yönteminde, mide hacmi küçültülerek alınabilecek yiyecek miktarı azaltılıyor. Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Servsi'nden Dr. Halil Coşkun, yöntemle, ince bağırsakta katedilen yol kısaldığı için besin emilimin azaldığını söylüyor. "Ameliyat özellikle yüksek kalorili diyetle beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmeli. Çünkü bu grup hastalar az miktarda ancak yüksek kalorili gıdalarla beslenir. Sadece gıda alımını kısıtlayıcı cerrahi müdahalelerde yeterli kilo kaybına ulaşmak sorun olabiliyor. Bu yöntemde mideyi küçültüyoruz ve 25-30 cc'lik bir mide oluşturuyoruz. Ardından mideyi alıp ince bağırsağa cerrahi teknikle bağlıyoruz. Gıdalar mideye geliyor ve direk ince bağırsağa geçiyor. Yediğiniz besinler yüksek kaolirili olsa bile emilmediği için kilo almıyorsunuz, kilo kaybediyorsunuz. Ancak kaybettiğiniz kiloyla birlikte onikiparmak bağırsağında bazı vitamin ve gıdalar emilmediği için vitaminsiz kalmak söz konusu. Ayrıca hayat boyu ilaç kullanmak gerekiyor. Belli aralıklarla vitamin ve mineral eksikliği olabilir. Gastric baypas olan hastaların yemeleri kelepçe taktıranlara göre daha kolaydır. Ameliyat üç-dört saat sürüyor. Bu ameliyat sonrası ortalama bir-iki yıl içerisinde hastalar fazla kilolarının yüzde 70-80'nini kaybeder. Bu, mükemmele yakın bir sonuçtur. Diğer taraftan ameliyat sonrası yeni beslenme alışkanlığına daha kolay bir adaptasyon dönemi geçiriliyor. Bu ameliyatın en önemli sıkıntısı, alınan gıdalarda meydana gelen emilim bozukluğundan dolayı ilerleyen günlerde bir takım vitamin eksikliklerinin oluşabilmesidir (B12, Folik asit, Demir eksikliği gibi). Ancak bu durum için dışarıdan alınacak vitamin takviyesiyle sorun giderilebilir. Bu ameliyat, tüm dünyada özellikle ABD'de en fazla uygulanan cerrahi prosedürdür. Çünkü diğer yöntemlere göre kilo kaybedilmesi ve elde edilen başarı daha yüksektir. Ancak bu ameliyat olunduktan sonra geri dönüşümü oldukça zordur. Bu ameliyatı tercih edecek hastaların kalıcı bir ameliyat olacaklarını bilmeleri gerekir. Gastric baypas ameliyatı uzun dönem sonuçları oldukça başarılı olan bir yöntem. Ayrıca yüksek kalorili gıdalarla beslenen hasta grubu için diğer yöntemlerle kıyaslandığında daha fazla tercih edilebilir. Kelepçeye göre gastric baypas hastaları fazla çaba sarfetmez. Gastric baypas mekanizması, hem az gıda almanızı sağlar hem de aldığınız gıdaların emilimini engeller. Bu ameliyatı olanların yüksek kalorili gıdalardan uzak durması gerekir.
Radikal Gazetesi 06/05/2008
Hazırlayan: Hatice Yaşar
*** Gastric Bypass ameliyatıyla ilgili daha detaylı bilgi için tıklayın >>>>>