Cumartesi, Mart 28, 2009
Heliosphere Mide Balonu Uygulaması
Pazartesi, Mart 09, 2009
Metabolizma Cerrahisi
Metabolizma Cerrahisi
Obezite Cerrahisinin Morbid Obezite ve bununla ilgili durumlarda en etkin ve en uzun süreli tedavi yöntemi olduğu bilinmektedir. Ancak günümüzde giderek artan veriler bu yöntemin Tip 2 diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı ve obstrüktif uyku apne gibi farklı metabolik hastalıklar ve durumlar için mevcut en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu düşündürmektedir.UCSF-Fresno cerrahi bölümü profesörlerinden ve yeni adıyla American Society for Metabolic & Bariatric Surgery (ASMBS) (Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği) başkanı Dr. Kelvin Higa “Ciddi obezite için uygulanan cerrahi kilo kaybının ötesinde yarar sağlamaktadır. Bu cerrahi çoğu hastada Tip 2 diyabet ve diğer hayatı tehdit edici hastalıklarda ciddi iyileşme ya da tam remisyona neden olmaktadır. Derneğin yeni ismi ve misyonu cerrahinin genişleyen ve evrimleşen yönünü yansıtmaktadır” dedi. “İnsanlar genellikle cerrahiyi diyabet veya yüksek tansiyonun tedavisi olarak düşünmemektedir, ancak aslında öyledir ve biz bu hastalıklara yaklaşımda metabolik cerrahinin rolünün giderek artmasını beklemekteyiz.”
ASMBS daha önce American Society for Bariatric Surgery [Amerikan Bariatrik (Obezite) Derneği] olarak bilinmekteydi. İsim değişikliği derneğin kuruluşundan yaklaşık 25 yıl sonra gerçekleşti. Derneğin cerrahlar, hemşireler, bariatrisyenler, psikologlar, diyetisyenler ve diğer sağlık personelini içeren yaklaşık 3000 üyesi bulunmaktadır.;
Metabolizma vücudun gıdaları hücresel düzeyde enerjiye dönüştürme işlemidir. En sık görülen metabolik hastalık Tip 2 diyabettir, vücutta insülin eksikliği veya üretilen insüline vücudun cevap verememesine bağlı olarak kan şekerinin yeterince regüle veya metabolize edilemediği durumlarda ortaya çıkar. American Diabetes Association (Amerikan Diyabet Birliği)’a göre ABD’de yaklaşık 21 milyon kişide Tip 2 diyabet ve 54 milyon kişide diyabet başlangıcı (pre-diyabet) bulunmaktadır.;
Vücut yağının artması metabolik hastalıklar için riski arttırmaktadır. CDC National Center for Health Statistics tarafından yürütülen National Health and Nutrition Examination Survey 1999-2002 NHANES’e göre diyabetik hastaların yarısından fazlasında (%51) Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30 veya üzerinde iken, VKİ 35 ve üzerinde olanların yaklaşık yüzde 80’inde bir ya da daha fazla metabolik hastalık bulunmaktadır. Yeni çalışmalar metabolik cerrahinin insülin rezistansını ve sekresyonunu, muhtemelen gastrointestinal hormonal değişikliklere bağlı olarak, kilo kaybından bağımsız mekanizmalar ile düzeltebileceğini öne sürmektedir. Birçok hastada metabolik cerrahiyi takip eden günler içerisinde, anlamlı kilo kaybı oluşmasından uzun süre önce, Tip 2 diyabet tam remisyona girmektedir. Bu bilgiler metabolik cerrahinin normal kiloda ya da hafif kilolu diabetik bireyler için uygun olabileceği fikrini doğurmuştur.;
East Carolina Üniversitesi’nde cerrahi ve biyokimya profesörü olan ASMBS’nin eski başkanı Dr. Walter Pories obezite cerrahisinin Tip 2 diyabet üzerindeki etkilerini inceleyerek 1992 yılında Annals of Surgery’de çığır açan yayınını bildirdi. Yayın “Tip II Diabetes Mellitus (NIDDM) Cerrahi Bir Hastalıkmıdır?” başlığı ile gastrik bypass sonrası Tip 2 Diyabetin remisyonunu bildirmekteydi.;
Obezite Cerrahi merkezlerini mükemmellik açısından denetleyen, kar amacı olmayan bir kuruluş olan Surgical Review Cooperation başkanı Dr. Pories “ Yirmibeş yıl önce cerrahinin Tip 2 diyabet üzerindeki küratif etkisi ile büyülenmiştik” dedi. “Günümüzde ise cerrahi geçiren hastalar için ana nedenlerden biri ve metabolik cerrahide yapılan yeni araştırmalar sayesinde ciddi ilerlemeler sağlanacağından eminim.”;
Metabolik ve Obezite Cerrahisinde yürütülen araştırmaların çoğu 45 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 40 veya üzeri) veya 35 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 35 ve üzeri) ile birlikte obezite ile ilişkili Tip 2 diyabet gibi ek hastalığı olan morbid obez hastalar ile sınırlanmaktadır.;
Journal of the American Medical Association (JAMA)’da 2004 yılında yayınlanan ve dönüm noktası olarak kabul edilen çalışmaya göre, obezite cerrahisi hastaları aşağıdaki metabolik durumlarda düzelme göstermektedirler:;
· Hastaların %76.8’sında Tip 2 diyabet remisyonu ve %86’sında ciddi düzelme sağlandı.· Hastaların %61.7’sinde hipertansiyon elimine edildi ve %78.5’inde ciddi düzelme sağlandı.
· Hastaların %70’inden fazlasında yüksek kolesterol düşürüldü.
· Hastaların %85.7’sinde uyku apne elimine edildi.;
Benzer şekilde eklem hastalıkları, astım ve infertilite ya tamamen iyileşti ya da ciddi ölçüde düzeldi. Çalışma cerrahi hastalarının fazla kilolarının %62 ile %75’ini kaybettiklerini gösterdi.;
Bu yılın başlarında, 25 uluslararası tıbbi organizasyon ile ASMBS, ADA, NAASO-Obezite Derneği ve The European Association for the Study of Diabetes (EASD) dahil olmak üzere diyabet ve metabolik hastalıklar konusunda önde gelen 60 kadar uzman, gastrointestinal ameliyatların diyabet üzerine etkileri ile ilgili tıbbi verileri değerlendirmek üzere Roma- İtalya’da bir konsensus toplantısı gerçekleştirdi. Grubun Tip 2 diyabet tedavisinde metabolik cerrahinin yeri ile ilgili bulgularını yıl sonunda açıklaması beklenmektedir.;
ASMBS’nin bir önceki başkanı, Cleveland Kliniği Bariatric (Obezite) ve Metabolik Enstitüsü yöneticisi ve Roma toplantısının organizatörlerinden biri olan Prof. Dr. Philip Schauer “Kanıtlar yaygın. Çoğu çalışma uygun hastalarda göreceli olarak düşük oranda risk ile uygulanan ameliyatların sonrasında Tip 2 diyabette önleme, düzelme veya remisyon sağlandığını göstermektedir” dedi. “Metabolik Cerrahi, obezite ve diyabet epidemik ikizleri ile savaşmak için anahtar rol oynayabilir, ve bu cerrahi giderek daha güvenli hale gelmektedir”.;
Agency for Healthcare Research and Quality (AHRQ) tarafından yapılmış yeni bir çalışmaya göre, obezite cerrahisi ile ilişkili mortalite 1998’de yüzde 0.89 düzeyinden 2004’te yüzde 0.19’a düşerek çarpıcı bir oran ile (%78.7) azalmıştır. 2004’te Annals of Surgery’de yayınlanan bir çalışmaya göre morbid obezitenin mortalitesi obezite veya metabolik cerrahinin kullanılması ile %89 azalmıştır.;
ASMBS 2006 yılında ABD’de tahminen 177.600 kişinin obezite cerrahisi geçirdiğini bildirdi. Cerrahi kriterlerini dolduran hastaların yüzde birinden azı ameliyat olmaktadır. ABD’de 15 milyon ya da 50’de 1 yetişkinde morbid obezite bulunmaktadır ki bunlar Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, uyku apne, hipertansiyon, astım, kanser, eklem sorunları ve infertilite dahil 30’u aşkın diğer hastalık durumu ile ilişkilidir. Obezitenin sağlık sistemi üzerine direk ve indirek maliyeti yıllık yaklaşık 117 milyar dolardır.;
En sık uygulanan cerrahi işlemler gastrik by-pass, ayarlanabilir gastrik bandlama ve duodenal switch ile biliopankreatik diversiyondur.
* Bu yazı Amerikan Bariatric ve Metabolizma Cerrahi Derneği’nin verileri ve değerlendirmesi göz önüne alınarak Dr. Halil Coşkun tarafından düzenlenmiştir;
Dr. Halil Coşkun
Metabolizma Cerrahisi
UCSF-Fresno cerrahi bölümü profesörlerinden ve yeni adıyla American Society for Metabolic & Bariatric Surgery (ASMBS) (Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği) başkanı Dr. Kelvin Higa “Ciddi obezite için uygulanan cerrahi kilo kaybının ötesinde yarar sağlamaktadır. Bu cerrahi çoğu hastada Tip 2 diyabet ve diğer hayatı tehdit edici hastalıklarda ciddi iyileşme ya da tam remisyona neden olmaktadır. Derneğin yeni ismi ve misyonu cerrahinin genişleyen ve evrimleşen yönünü yansıtmaktadır” dedi. “İnsanlar genellikle cerrahiyi diyabet veya yüksek tansiyonun tedavisi olarak düşünmemektedir, ancak aslında öyledir ve biz bu hastalıklara yaklaşımda metabolik cerrahinin rolünün giderek artmasını beklemekteyiz.”
ASMBS daha önce American Society for Bariatric Surgery [Amerikan Bariatrik (Obezite) Derneği] olarak bilinmekteydi. İsim değişikliği derneğin kuruluşundan yaklaşık 25 yıl sonra gerçekleşti. Derneğin cerrahlar, hemşireler, bariatrisyenler, psikologlar, diyetisyenler ve diğer sağlık personelini içeren yaklaşık 3000 üyesi bulunmaktadır.;
Metabolizma vücudun gıdaları hücresel düzeyde enerjiye dönüştürme işlemidir. En sık görülen metabolik hastalık Tip 2 diyabettir, vücutta insülin eksikliği veya üretilen insüline vücudun cevap verememesine bağlı olarak kan şekerinin yeterince regüle veya metabolize edilemediği durumlarda ortaya çıkar. American Diabetes Association (Amerikan Diyabet Birliği)’a göre ABD’de yaklaşık 21 milyon kişide Tip 2 diyabet ve 54 milyon kişide diyabet başlangıcı (pre-diyabet) bulunmaktadır.;
Vücut yağının artması metabolik hastalıklar için riski arttırmaktadır. CDC National Center for Health Statistics tarafından yürütülen National Health and Nutrition Examination Survey 1999-2002 NHANES’e göre diyabetik hastaların yarısından fazlasında (%51) Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30 veya üzerinde iken, VKİ 35 ve üzerinde olanların yaklaşık yüzde 80’inde bir ya da daha fazla metabolik hastalık bulunmaktadır. Yeni çalışmalar metabolik cerrahinin insülin rezistansını ve sekresyonunu, muhtemelen gastrointestinal hormonal değişikliklere bağlı olarak, kilo kaybından bağımsız mekanizmalar ile düzeltebileceğini öne sürmektedir. Birçok hastada metabolik cerrahiyi takip eden günler içerisinde, anlamlı kilo kaybı oluşmasından uzun süre önce, Tip 2 diyabet tam remisyona girmektedir. Bu bilgiler metabolik cerrahinin normal kiloda ya da hafif kilolu diabetik bireyler için uygun olabileceği fikrini doğurmuştur.;
East Carolina Üniversitesi’nde cerrahi ve biyokimya profesörü olan ASMBS’nin eski başkanı Dr. Walter Pories obezite cerrahisinin Tip 2 diyabet üzerindeki etkilerini inceleyerek 1992 yılında Annals of Surgery’de çığır açan yayınını bildirdi. Yayın “Tip II Diabetes Mellitus (NIDDM) Cerrahi Bir Hastalıkmıdır?” başlığı ile gastrik bypass sonrası Tip 2 Diyabetin remisyonunu bildirmekteydi.;
Obezite Cerrahi merkezlerini mükemmellik açısından denetleyen, kar amacı olmayan bir kuruluş olan Surgical Review Cooperation başkanı Dr. Pories “ Yirmibeş yıl önce cerrahinin Tip 2 diyabet üzerindeki küratif etkisi ile büyülenmiştik” dedi. “Günümüzde ise cerrahi geçiren hastalar için ana nedenlerden biri ve metabolik cerrahide yapılan yeni araştırmalar sayesinde ciddi ilerlemeler sağlanacağından eminim.”;
Metabolik ve Obezite Cerrahisinde yürütülen araştırmaların çoğu 45 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 40 veya üzeri) veya 35 kilogram ve üzeri kilo fazlası (VKİ 35 ve üzeri) ile birlikte obezite ile ilişkili Tip 2 diyabet gibi ek hastalığı olan morbid obez hastalar ile sınırlanmaktadır.;
Journal of the American Medical Association (JAMA)’da 2004 yılında yayınlanan ve dönüm noktası olarak kabul edilen çalışmaya göre, obezite cerrahisi hastaları aşağıdaki metabolik durumlarda düzelme göstermektedirler:;
· Hastaların %76.8’sında Tip 2 diyabet remisyonu ve %86’sında ciddi düzelme sağlandı.· Hastaların %61.7’sinde hipertansiyon elimine edildi ve %78.5’inde ciddi düzelme sağlandı.
· Hastaların %70’inden fazlasında yüksek kolesterol düşürüldü.
· Hastaların %85.7’sinde uyku apne elimine edildi.;
Benzer şekilde eklem hastalıkları, astım ve infertilite ya tamamen iyileşti ya da ciddi ölçüde düzeldi. Çalışma cerrahi hastalarının fazla kilolarının %62 ile %75’ini kaybettiklerini gösterdi.;
Bu yılın başlarında, 25 uluslararası tıbbi organizasyon ile ASMBS, ADA, NAASO-Obezite Derneği ve The European Association for the Study of Diabetes (EASD) dahil olmak üzere diyabet ve metabolik hastalıklar konusunda önde gelen 60 kadar uzman, gastrointestinal ameliyatların diyabet üzerine etkileri ile ilgili tıbbi verileri değerlendirmek üzere Roma- İtalya’da bir konsensus toplantısı gerçekleştirdi. Grubun Tip 2 diyabet tedavisinde metabolik cerrahinin yeri ile ilgili bulgularını yıl sonunda açıklaması beklenmektedir.;
ASMBS’nin bir önceki başkanı, Cleveland Kliniği Bariatric (Obezite) ve Metabolik Enstitüsü yöneticisi ve Roma toplantısının organizatörlerinden biri olan Prof. Dr. Philip Schauer “Kanıtlar yaygın. Çoğu çalışma uygun hastalarda göreceli olarak düşük oranda risk ile uygulanan ameliyatların sonrasında Tip 2 diyabette önleme, düzelme veya remisyon sağlandığını göstermektedir” dedi. “Metabolik Cerrahi, obezite ve diyabet epidemik ikizleri ile savaşmak için anahtar rol oynayabilir, ve bu cerrahi giderek daha güvenli hale gelmektedir”.;
Agency for Healthcare Research and Quality (AHRQ) tarafından yapılmış yeni bir çalışmaya göre, obezite cerrahisi ile ilişkili mortalite 1998’de yüzde 0.89 düzeyinden 2004’te yüzde 0.19’a düşerek çarpıcı bir oran ile (%78.7) azalmıştır. 2004’te Annals of Surgery’de yayınlanan bir çalışmaya göre morbid obezitenin mortalitesi obezite veya metabolik cerrahinin kullanılması ile %89 azalmıştır.;
ASMBS 2006 yılında ABD’de tahminen 177.600 kişinin obezite cerrahisi geçirdiğini bildirdi. Cerrahi kriterlerini dolduran hastaların yüzde birinden azı ameliyat olmaktadır. ABD’de 15 milyon ya da 50’de 1 yetişkinde morbid obezite bulunmaktadır ki bunlar Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, uyku apne, hipertansiyon, astım, kanser, eklem sorunları ve infertilite dahil 30’u aşkın diğer hastalık durumu ile ilişkilidir. Obezitenin sağlık sistemi üzerine direk ve indirek maliyeti yıllık yaklaşık 117 milyar dolardır.;
En sık uygulanan cerrahi işlemler gastrik by-pass, ayarlanabilir gastrik bandlama ve duodenal switch ile biliopankreatik diversiyondur.
* Bu yazı Amerikan Bariatric ve Metabolizma Cerrahi Derneği’nin verileri ve değerlendirmesi göz önüne alınarak Dr. Halil Coşkun tarafından düzenlenmiştir;
Dr. Halil Coşkun
Pazar, Mart 08, 2009
Laparoskopik Mide Bandı (Kelepçe) Uygulaması
Pazartesi, Haziran 23, 2008
OBEZİTE CERRAHİSİ TİP 2 DİYABETİ TEDAVİ EDEBİLİR
JAMA’DA YER ALAN LAGB (Laparoskopik Ayarlanabilir Gastric Bandlama) ÇALIŞMASI İLE İLGİLİ ASMBS (American Society for Metabolic & Bariatric Surgery) BİLDİRİSİ
23 Ocak 2008
Journal of the American Medical Association (JAMA)’da Laparoskopik Ayarlanabilir Gastrik Bandlamanın (Mide Kelepçesi) (LAGB) Tip 2 Diyabet üzerindeki etkilerini inceleyen ilk randomize kontrollü çalışmanın bugün yayınlanmasından sonra dünyada haber başlıkları ‘Obezite Cerrahisi Diyabeti Tedavi Edebilir’ olarak belirlendi.
Obezite ve Metabolizma cerrahları olarak bizler bunu yıllardır biliyorduk. Ancak bugünkü çalışma, Ağustos 2007’de The New England Journal of Medicine’da yayınlanan ve obezite cerrahi sonrası anlamlı sağkalım avantajı gösteren iki değerli çalışma ile birlikte, daha fazla göz ardı edilemeyecek yeni ve önemli kanıt oluşturmaktadır - obezite cerrahisi hayat kurtarmaktadır ve hastalığı yok edebilir ya da dramatik olarak iyileştirebilir!
Ne var ki bu kanıtlara rağmen, diğer klinik çalışmalar ve Center for Medicare & Medicaid Services (CMS)’in yaptırımları nedeniyle birçok özel sağlık sigorta şirketi obezite cerrahisine ulaşımı sınırlamaktadır. Obezite, Tip 2 diyabet ve başka hastalıklardan dolayı daha fazla yaşam kaybedilmeden bu durumun değişmesi zorunludur.
Aşağıda JAMA çalışmasının anahatları ve özeti verilmektedir:
Çalışmanın Önemi ve Etkisi
1) Bu çalışma erken dönem Tip 2 diyabet tedavisinde obezite cerrahisinin (Laparoskopik Ayarlanabilir Mide Kelepçesi) bilinen tıbbi tedaviye göre daha yüksek etkinlik sağladığını gösteren ilk randomize kontrollü çalışmadır. Cerrahi grubunda tam iyileşme oranının %73 olmasına karşı tıbbi yaklaşım grubunda %13 olması, literatürde Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan herhangi bir tedavi kombinasyonu ile ilgili randomize kontrollü çalışmalar arasında bildirilmiş en yüksek değerler arasındadır. Sonuçlar Tip 2 diyabetik ve hafif-orta obezitesi olan hastalar için obezite cerrahisinin bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
2) Bu çalışma Vücut Kitle İndeksi (VKİ) <35 kg/m2 olan diyabetik hastalarda bilinen tıbbi tedavi ile karşılaştırıldığında obezite cerrahisinin daha etkin olduğunu gösteren ilk randomize kontrollü çalışmadır. Diğer çalışmalarda belirtilen VKİ<35 olan seçilmiş hasta grubunda obezite cerrahisinin yararlı olabileceği yönündeki kanıtları desteklemektedir. Aynı zamanda 1991’de oluşturulan NIH kılavuzunda obezite cerrahisinin uygunluğu için VKİ değerinde 35’in mutlak alt sınır olarak kabul edilmiş olmasını sorgulatmaktadır.
3) Her ne kadar çalışma diyabetin tedavisinde tıbbi ve cerrahi tedavi arasındaki komplikasyon oranlarını karşılaştırmak açısından yeterli kuvvete sahip olmasa da, tıbbi ve cerrahi tedavi için komplikasyon oranları benzerdir. İki grupta da ciddi bir istenmeyen etki görülmemiştir. Diğer çalışmalar bu hasta grubunda obezite cerrahisi için göreceli olarak düşük komplikasyon oranları bildirmekte, bu toplulukta obezite cerrahisinin kabul edilebilir yarar/zarar oranı ile uygulanabileceğini düşündürmektedir.
4) Bu çalışmada elde edilen son derece olumlu sonuçlara ek olarak SOS ve Adams (NEJM, Ağustos 2007) tarafından bildirilen sağkalım avantajı, obezite ve diyabet tedavisinde cerrahinin yerinin değerlendirilmesi açısından yeni bir multidisipliner konsensus oluşturulması gerektiği görüşünü desteklemektedir.
5) Bu çalışma incelenmesi gereken başka alanlar olduğunu göstermektedir. Bunlar arasında remisyonun sürekliliği, cerrahinin daha ileri diyabet üzerine etkisi, diğer obezite cerrahisi işlemlerinin göreceli yarar/zarar oranları, cerrahinin körlük, böbrek yetersizliği ve kardiyovasküler olaylar gibi sekonder diyabet komplikasyonları üzerindeki etkisi gibi konular bulunmaktadır. Devlet tarafından desteklenen, spesifik olarak iyi planlanmış klinik çalışmalar arttırılmalı ve bu ve diğer çalışmaların ortaya koyduğu önemli sorular incelenmelidir. Amerika Birleşik Devletleri diyabet veya obezite için cerrahi tedavinin değerlendirilmesi amacıyla göreceli olarak az yatırım yapmıştır.
6) Bu çalışmada elde edilen son derece olumlu sonuçlarla birlikte SOS ve Adams (NEJM, Ağustos 2007) tarafından bildirilen sağkalım avantajı, Medicare, NIH ve diğer Amerikan hükümet birimleri tarafından bildirilmiş ve yaygın kabul gören kriterlere dayalı olarak obezite cerrahisi için kapsama sağlamayan üçüncül sağlık ödeyicilerine karşı etik ve hukuki bir iddia oluşturmaktadır.
7) Önleme: Her ne kadar bu çalışma Tip 2 diyabetin etkin tedavisinde obezite cerrahisinin yeri için kuvvetli kanıt sağlasa da, Amerikan hükümeti, sağlık birimleri, sivil liderler ve politika oluşturanlar, gelecek nesillerde artacak diyabet yükünü azaltmak amacıyla, diyabetin önlenmesi konusuna odaklanmalıdır.
ÖZET
Tip 2 Diyabet için Ayarlanabilir Gastrik Bandlama ve Konvansiyonel Tedavinin Özeti ve Önerdikleri. JAMA’da Yayınlanmış Bir Randomize Kontrollü Çalışma
23 Ocak 2008
Dixon JB, Obrien PE, Playfair J, Chapman L, Schachter LM, Skinner S, Proietto J, Bailey M, Anderson M. JAMA. 2008:299 (3): 316-323
Özet
İçerik: Gözlemsel çalışmalar Tip 2 diyabette cerrahi olarak sağlanmış kilo kaybının etkin tedavi olabileceğini öne sürmektedir.
Amaç: Cerrahi olarak indüklenmiş kilo kaybının konvansiyonel kilo kaybı ve diyabet kontrolü yöntemleri ile karşılaştırıldığında daha iyi glisemik kontrol sağladığını ve daha az diyabet medikasyonu gerektirdiğini saptamak.
Yöntem: Ortam ve Katılımcılar: Avusturalya’da yerleşik tedavi programlarına kayıtlı genel toplumun başvurduğu Üniversite Obezite Araştırma Merkezi’nde Aralık 2002 ile Aralık 2006 tarihleri arasında yapılan körlenmemiş randomize kontrollü çalışma. Katılımcılar yeni tanı konulmuş (<2>30 ve <40) hastadan oluşmaktadır.
Girişimler: Hayat stilinin değiştirilmesi ile kilo kaybına odaklanan konvansiyonel diabet tedavisi ile laparoskopik ayarlanabilir gastrik bandlama ile birlikte uygulanan konvansiyonel diyabet bakımının karşılaştırılması.
Ana Sonuç Ölçütleri: Tip 2 diyabetin remisyonu (glisemik hiçbir tedavi almaksızın açlık kan şekeri <126 mg/dL [ 7.0 mmol/L] ve glikozile hemoglobin [HbA1c] değeri <%6.2). İkincil ölçütler kilo ve metabolik sendrom bileşenleri içermektedir. Analizler amaçlanan tedavi yöntemine göre (intention to treat) yapılmıştır.
Bulgular: Katılan 60 hastadan 55’i (%92) 2 yıllık takibi tamamladı. Tip 2 diyabet remisyonu cerrahi grupta 22 (%73), konvansiyonel tedavi grubunda 4 (%13) hastada sağlandı. Cerrahi grupta remisyon için göreceli risk 5.5 idi (%95 güvenilirlik aralığı, 2.2-14.0). İki yılda kilo kaybı cerrahi ve konvansiyonel tedavi grubunda sırasıyla, ortalama (SS) değer olarak, %20.7 (%8.6) ve %1.7 (%5.2) idi (P < .001). Tip 2 diyabetin remisyonu kilo kaybı (R2 = 0.46, P < .001) ve düşük bazal HbA1c (kombine R2 = 0.52, P < .001) düzeyi ile ilişkili idi. Her iki grupta da ciddi komplikasyon görülmedi.
Sonuçlar: Cerrahi grubuna randomize edilen katılımcıların daha fazla kilo kaybetmeleri nedeniyle Tip 2 diyabet remisyonu sağlanması olasılıkları daha yüksek idi. Bu sonuçların daha büyük, çeşitliliği daha fazla bir toplulukta doğrulanması ve uzun dönem etkinliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu yazı Amerikan Bariatric ve Metabolizma Cerrahi Derneği’nin verileri ve değerlendirmesi göz önüne alınarak Dr. Halil Coşkun tarafından düzenlenmiştir.
Dr. Halil Coşkun
www.obezitecerrahisi.com
halilcoskun@hotmail.com
Cumartesi, Haziran 07, 2008
BioEnterics Intragastric Balloon (Mide Balonu): İlk 100 Vakanın Klinik Sonuçları - Türkiye Deneyimi

Department of General Surgery, Istanbul, Turkey, halilcoskun@hotmail.com.
BACKGROUND: The BioEnterics Intragrastric Balloon (BIB(R)) together with restricted diet has been used for the treatment of obesity and morbid obesity.
BioEnterics Intragastric Balloon: Clinical Outcomes of the First 100 Patients-A Turkish Experience.
Obes Surg. 2008 Jun 3. [Epub ahead of print]
PMID: 18521700 [PubMed - as supplied by publisher]
Pazar, Mayıs 25, 2008
Salı, Mayıs 06, 2008
Ameliyat oldu, 100 kilo verdi

Fazla kilonun yüzde 70'i verilebiliyor