Salı, Mayıs 06, 2008

Ameliyat oldu, 100 kilo verdi


Ameliyat oldu, 100 kilo verdi
Fahrettin Kaba, 1.5 yıl öncesine kadar 195 kiloyla yaşıyordu. 1.83 cm. boyunda ve 48 yaşında olan Kaba, kilolarından çektiği kadar başka hiçbir şeyden çekmedi. Kötü esprilere maruz kaldı, şişmanlığın beraberinde getirdiği hastalıklarla savaştı. Şimdi 95 kilo olmasını sağlayan yöntemle ise gelen bir telefon sayesinde tanıştı. Hiç düşünmeden ameliyatı kabul eden Kaba, "Önceleri zayıflamak istiyordum ama sihirli bir değnek gelsin de bana değsin diye bekliyordum. Diyetler çare olmadı" diyor.
Kilonuz ne zaman sorun olmaya başladı?
Yaklaşık 15 yıl önce başladı. Benimkisi aşırı yemek ve alkol almakla ilgiliydi. Yani gırtlak meselesi. Bilerek yedik içtik. Böylece 195 kiloyu gördüm. Ondan sonra rahatsızlıklar baş gösterdi. Şekerim 450'lere kadar çıktı. Tansiyon, uyku apne sendromu başladı. Kilo verme girişimlerim hep oldu. Hatta diyetisyenlere de gittim. Klasik, bir kibrit kutusu beyaz peynir, salatalık, domatesle başlayan diyetleri uyguladım. Ama başarılı olamadım. Çünkü Pazartesi başlayıp Cuma günü bitiyordu. Diyetisyenin verdiği listedekiler bana yetmiyordu aç kalıyordum. Gece yarısı kalkıp gizli buzdolabına dalardım.
33 yaşına kadar kilonuz nasıldı?
O yaşlarda da yeme içme vardı ama tabii ki çok abartılı bir şey yoktu. O zamanlar ideal kilomdaydım yani 95 kiloydum. Yiyordum, ama belki o zaman gençttim ve yakıyordum. Yaşla beraber ve işyerindeki rahatlık nedeniyle aldım.
Ne iş yapıyorsunuz?
Pirelli lastik fabrikasında forklift (yükleme boşaltma işi yapan araç) operatörüyüm. Oturarak yapılan bir iş olduğundan yakamıyordum. Böylece 195 kiloya kadar çıktım.
İnsan kilo aldığını fark etmiyor mu?
Fark ediyor. 95'ten 100 kiloya çıkmışım diyelim o zaman düşünmezdim. Tek derdim akşam olsun, ben rakımı açayım, soframı kurayım, mangalımı yakayım. Benimkisi gırtlak, başka da bir şey değil. Ben ehl-i keyif adamım. Ameliyatı olduktan sonra artık dikkat ediyorum. Sağlıklı yaşamayı öğrendim. Eskiden 95'ten 100'e, 115'e çıkmayı umursamazken şimdi 95'ten 98 kiloya çıktığım an 'hop' diyorum.
Yemenize karışan yok muydu?
Soruyorlardı ama takmıyordum
Neler yiyordunuz?
Elim mutfak işlerine yatkın. Süslü kahvaltı hazırlarım. Yok yoktur bu kahvaltıda. Hazırlayıp zevkle yiyordum. Özellikle işkembe çorbası hastasıyım. İşkembe çorbası lafını duyduğumda yatıya giderim. Sakatata bayılırım. Hafta arası evde pek kahvaltı yapmazdım. Yakınımızdaki lokantada sabahları duble çorbamı içerdim önce. Ardından fabrikaya giderdim ve kantinde yarım kilo börek, beş - altı poğaça yerdim. 11.00'de fabrikada yemek çıkardı, 'haydi yemeğe' derdim. Saat 16.00'da yine kantine inerdim. Saat 17.00'de eve geliyordum yine yiyordum. Daha geç saatlere doğru rakı sofrası kuruyordum, mangalı yakıyordum. Sürekli yiyordum. Yemekten başka bir şey düşünemiyordum. "Bu akşam ne yiyebilirim?" diye düşünür ve planını yapardım.
Zayıflamak için çözümler aramıyor muydunuz?
Hayır... Sihirli bir değnek gelsin bana değsin, bu kiloları vereyim istiyordum. Kelepçe modası çıktı Ozan Orhon'un taktırdığından. Balondan söz ediliyordu. Ama maddi durumum bunları taktırmaya müsait değildi. Sigorta da bu operasyonları karşılamıyor. Asgari ücretle çalışıyorum. Şişli Etfal'de çalışan yeğenim beni aradı ve mide küçültme ameliyatı yapan Dr. Haluk Coşkun'dan söz etti. Ekim 2006'da başvurdum. Doktor beni karşısına aldı ve obeziteye kesin çözüm olabilen operasyonları anlattı. Bana uygun olan gastric baypas ameliyatıydı. Kendimi doktora teslim ettim. Diyeti önerdi tabii ki ama ben kendisine kerelerce denediğimi ve başaramadığımı söyledim..
Bu kararı aileniz nasıl karşıladı?
Eşimle birlikte doktora gittik. Doktor, "Ameliyat olmak ister misin?" diye sorduğunda. Eğer mümkünse hemen dedim. O da "Hemen olmaz, bunun prosedürleri var" dedi. Eşim çok ıstırap çekti benimle birlikte. Yeğenim Gönül, bu ameliyatı olmuş kişilerin önce ve sonraki hallerini gösterdi. O zaman "Kesinlikle bu ameliyatı olmalıyım" dedim. Kilolu halimden çocuklar çok etkileniyordu. Istırabım vardı. Bir gün ortanca oğlumun futbol maçına gittim. Maç başlamadan oğluma seslendim, bana bir soda alması için. O sırada takım arkadaşlarından biri, "Ohaaa! Bu senin baban mı?" dedi. Çok utandım ve maçı yarım bıraktım. Eve gelip, ağladım. Çocuklarımın durumu da ameliyat kararında etkili oldu. Herhangi bir etkinliğe katılamıyordum. Düğüne, cenazeye gidemiyordum. Trabzona gideceğim, iki kişilik koltuğa tek bilet verilsin diye pazarlık yapardım. Diyelim minibüse biniyordum, şoför hemen espri yapıyordu; "Hacı abi senden iki kişilik ücret alacağım" veya "Aman amca dikkat! Koltuğu kırma!" şeklinde. Kız istemeye gidecektik yeğenime. Beni götürmeyin diye yalvardım çünkü bir keresinde oturduğum sandalye kırıldı.
Ameliyata karar verirken ne kadar kilo verebileceğiniz söylendi mi?
Ortalama ayda 7-10 kilo kaybedeceğim söylendi. Ayda ortalama yedi kilo verdim. 9-10 ayda bu kiloya indim. Beş altı aydır 95 kiloyum. Doktorum 95-100 kilo arasında oynayacağını söylemişti. Aynen öyle oldu. Bu ameliyatı olduktan sonra belli bir kapasitede yiyebiliyorsunuz. Mide yüzde 70 küçültülüyor. Fazla yiyemiyorsunuz zaten, beyin 'doydun' sinyali veriyor. Ameliyatı olmadan önce beyin, "Çekinme, ye babam ye!" diyordu. Şimdi yarım çorba içiyorum ve doyuyorum.
Ameliyat neleri değiştirdi?
Yavaş yavaş kilo verince, zayıflayacağıma inandım. Belediyelerimizin 'çalışınca oluyor' sloganı var ya. Ben de "Oluyor arkadaş bu" dedim. Doktorum bana bir program yaptı ben de o programın dışına hiç çıkmadım. Sakatatı yasakladı. Ben işkembe çorbası aşeriyorum ama 1.5 yıldır yemedim. Rakıyı ağzıma koymadım. Asitli içecekler içmedim. Demek ki ölmüyorum. Rakılı sohbetlere de gittim. Ama meyve suyu içtim. Ama bu ameliyattan önce bunlar kafamda yoktu. Şimdi yürüyorum, geziyorum, tıkanmıyorum. Geçen gün Sapanca'da dağları tepeleri dolaşabildim. Yoksa ben o şişman halimle mümkün değil çıkamıyordum öyle. Eşim Rizeli yazın yaylaya gider. Kiloluyken beni traktörle çıkarırlardı. Yayla evine çıkardıklarında oturuyor, oturan boğa gibi yiyor ve içiyordum. Bir daha yayladan inildiğinden kalkıyordum ve beni traktörle bırakıyorlardı. Fabrikadaki arkadaşlarım kahrımı çok çekmişlerdir. Servis şoförü beni evimin önünden alırdı ve fabrikaya bırakırdı. Yürüyemediğim için arkadaşlar forklifti gidip getirirlerdi. Kapıda oturup bekliyordum. Ben forklifte binip içeriye gidiyordum.
Tekrar eski halinize dönme olasılığınız var mı? Bu ameliyattan dönüş söz konusu mu?
Böyle bir olasılık var. Ameliyatın geri dönüşümü var. Geri dönüşü bu yapılan ameliyattan daha zor. Onun için bu şekilde yaşamaya alışmak gerekiyor. Ben de diyorum ki inşallah bu geri dönüşüme gerek kalmayacak. Şu ana kadar çok iyi gitmişken o acı günlere geri gitmenin anlamı yok. Zorlukları çoktu.
Hiç kaçamak yapıyor musunuz?
Hayır, yapmıyorum. Eski diyetlerde sürekli kaçamak oluyordu. Gece kalkıp buzdolabına dalarak aslında eşimi ve çocuklarımı değil, kendimi kandırıyordum. Diyelim arkadaşlarla balığa çıktık, içsem kim bilecek. Ama kendini kandırmanın alemi yok. Ben ehl-i keyif adamdım, içki içip aileme zararı dokunan biri değildim. Ekonomik olarak da manevi olarak da kendime zarar verdim. Ben de bu sene çiçek hastalığı başladı. Eskiden rakıya verdiğim parayı şimdi çiçeklere yatırıyorum. Getirip ekiyorum bahçeme.
Şimdi ideal kilodasınız. Bu şekilde yaşamak nasıl bir duygu?
Süper.
* * * * *
'Utanıyordum'
195 kiloyla yaşamak nasıl bir şey?
Çok zor... Obeziteyle birlikte şeker çıktı. 400'leri aştı şekerim. Şu anda 80'lerde örneğin. Kilo, psikolojiyi bozuyor. Çünkü kendinizi dışlanmış hissediyorsunuz. Minibüse biniyorsunuz bütün gözler size çevriliyor. Düşünebiliyor musunuz 195 kiloluk bir adam biniyor. Gezmeye giderken eşim tedirgin olurdu. Çünkü kilonun verdiği bir asabiyet vardı. Başımdan çok şeyler geçti. Ailece denize gidecektik. Çok kilolu olduğum için insan içinde denize girmek istemiyordum. Ben erkenden gittim. Utandığım için kimse yokken denize girip çıkmak istedim. Genç bir çift yüzüyordu. Tam denize gireceğim, genç seslendi: "Ağabey denize mi gireceksin?" Evet deyince genç, "Abi biz çıkalım deniz taşar" dedi. Kendi aklınca espri yaptı ama ben bunlardan alınıyordum. Sıkıyordum kendimi, bazen kavga ediyordum.
* * * * *

Fazla kilonun yüzde 70'i verilebiliyor
Obezite tedavisi için dünyada en fazla uygulanan cerrahi yöntem olan gastric baypas yönteminde, mide hacmi küçültülerek alınabilecek yiyecek miktarı azaltılıyor. Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Servsi'nden Dr. Halil Coşkun, yöntemle, ince bağırsakta katedilen yol kısaldığı için besin emilimin azaldığını söylüyor. "Ameliyat özellikle yüksek kalorili diyetle beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmeli. Çünkü bu grup hastalar az miktarda ancak yüksek kalorili gıdalarla beslenir. Sadece gıda alımını kısıtlayıcı cerrahi müdahalelerde yeterli kilo kaybına ulaşmak sorun olabiliyor. Bu yöntemde mideyi küçültüyoruz ve 25-30 cc'lik bir mide oluşturuyoruz. Ardından mideyi alıp ince bağırsağa cerrahi teknikle bağlıyoruz. Gıdalar mideye geliyor ve direk ince bağırsağa geçiyor. Yediğiniz besinler yüksek kaolirili olsa bile emilmediği için kilo almıyorsunuz, kilo kaybediyorsunuz. Ancak kaybettiğiniz kiloyla birlikte onikiparmak bağırsağında bazı vitamin ve gıdalar emilmediği için vitaminsiz kalmak söz konusu. Ayrıca hayat boyu ilaç kullanmak gerekiyor. Belli aralıklarla vitamin ve mineral eksikliği olabilir. Gastric baypas olan hastaların yemeleri kelepçe taktıranlara göre daha kolaydır. Ameliyat üç-dört saat sürüyor. Bu ameliyat sonrası ortalama bir-iki yıl içerisinde hastalar fazla kilolarının yüzde 70-80'nini kaybeder. Bu, mükemmele yakın bir sonuçtur. Diğer taraftan ameliyat sonrası yeni beslenme alışkanlığına daha kolay bir adaptasyon dönemi geçiriliyor. Bu ameliyatın en önemli sıkıntısı, alınan gıdalarda meydana gelen emilim bozukluğundan dolayı ilerleyen günlerde bir takım vitamin eksikliklerinin oluşabilmesidir (B12, Folik asit, Demir eksikliği gibi). Ancak bu durum için dışarıdan alınacak vitamin takviyesiyle sorun giderilebilir. Bu ameliyat, tüm dünyada özellikle ABD'de en fazla uygulanan cerrahi prosedürdür. Çünkü diğer yöntemlere göre kilo kaybedilmesi ve elde edilen başarı daha yüksektir. Ancak bu ameliyat olunduktan sonra geri dönüşümü oldukça zordur. Bu ameliyatı tercih edecek hastaların kalıcı bir ameliyat olacaklarını bilmeleri gerekir. Gastric baypas ameliyatı uzun dönem sonuçları oldukça başarılı olan bir yöntem. Ayrıca yüksek kalorili gıdalarla beslenen hasta grubu için diğer yöntemlerle kıyaslandığında daha fazla tercih edilebilir. Kelepçeye göre gastric baypas hastaları fazla çaba sarfetmez. Gastric baypas mekanizması, hem az gıda almanızı sağlar hem de aldığınız gıdaların emilimini engeller. Bu ameliyatı olanların yüksek kalorili gıdalardan uzak durması gerekir.
Radikal Gazetesi 06/05/2008
Hazırlayan: Hatice Yaşar
*** Gastric Bypass ameliyatıyla ilgili daha detaylı bilgi için tıklayın >>>>>

Pazar, Nisan 27, 2008

Fazla Kilolar Kelepçeleniyor


Fazla kilolar kelepçeleniyor...

Obez derecesinde şişman olanlara önerilebilecek yöntem cerrahi. Balon, kelepçe veya gastric baypas ameliyatıyla istikrarlı şekilde kilo veriliyor.

Ne yaptığınız diyetler işe yaradı, ne kullandığınız ilaçlar ne de umut vaat eden yöntemlerden sonuç aldınız. Üstelik obez derecesinde kilolusunuz. Cerrahi yöntem tam size göre. Ancak bunun için üç yıldır obez olmanız gerekiyor. Kesin sonuç veren cerrahi yöntemlerden kelepçe ve gastric baypas ameliyatıyla 18-24 ayda fazla kilonun ortalama yüzde 70'ini vermek mümkün. "Kuralcı hastalarda bu yöntemler başarılı oluyor. Çünkü ameliyat sonrası yeme alışkanlığının değişmesi gerekiyor" diyen Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3. Genel Cerrahi Kliniği'nden genel cerrahi uzmanı Dr. Halil Coşkun, uygulanacak yöntemi hastanın seçmesi gerektiğini söylüyor.
Kimler cerrahi yönteme başvurmalı?
Önce kişinin Beden Kütle İndeksi'ne (BKİ) bakıyoruz. BKİ, kilomuzu boyumuzun karesine böldüğümüzde çıkan sonuçtur. 18-25 BKİ değeri normal, 25-30 fazla kilolu, 30-40 obez, 40'ın üzerine ise 'morbit obez' diyoruz. Kişinin cerrahi operasyona aday olabilmesi için en az üç yıldır obezite rahatsızlığı olmalı. Eğer BKİ 40'ın üzerindeyse hemen cerrahiye alınabilir.35-40 BKİ değerine sahip orta obezler de alınabilir ama o zaman yandaş bazı hastalıklar (tansiyon, şeker hastalığı, uyku apne sendromu vb.) arıyoruz. Ameliyat edilecek kişinin kronik alkol bağımlısı olmaması gerekiyor.
Neden?
Alkol, yüksek kalorili bir içecek. Yöntemi uygulasanız bile sonuç iyi olmaz. Kişinin kronik ilaç bağımlısı ve psikiyatrik rahatsızlığı olmamalı. Çünkü uygulanacak yöntemi kişinin çok iyi algılaması ve ameliyat sonrası buna uyum göstermesi gerekiyor.
İdeal obezite cerrahisi hangisi?
İdealden çok her yöntemin avantaj ve dezavantajları var. Tetkikleri yaptıktan sonra hasta için şu uygundur diyebiliyorsunuz ancak hastanın da bunu kabul etmesi gerekir. Bazen hastaya öyle bir yöntem öneriyorum ki o büyük bir ameliyat ve kişi buna girmek istemeyebiliyor. O zaman daha az riskli bir yöntemi tercih ediyor. Hekimin birincil görevi hastayı bilgilendirmek. Bugün dünyada en fazla uygulanan yöntemler, mide bandı (kelepçe), gastric baypas ve mide balonu yöntemidir.
Mide nasıl kelepçeleniyor?
Teknik olarak midenizin üst kısmına kelepçeyi (mide bandı) kapalı yöntemle takıyoruz. Yöntemin adı 'ayarlanabilir mide silikon bandı'. Mide şişiriliyor ve üst kısmı görülüyor. Kelepçeyi karnın üzerine gönderip takıyorsunuz. İşlem 1-1.5 saat sürüyor. Silikondan bir madde kelepçe ve dereceleri var. Kelepçeyi ne kadar çok sıkarsanız midenize o kadar az yemek gidiyor. Öyle hastalar var ki yüksek kalorili diyetle besleniyor. Kelepçeyi istediğiniz kadar sıksanız da insanlar bu besinleri alıyor. Bu durumda yine kilo kaybı oluyor ama istenen düzeyde değil.
Kelepçe yöntemiyle ne kadar kilo veriliyor?
Tüm dünya sonuçları, 18-24 aylık periyotta fazla kilonun yüzde 50-60'ını kaybettiğini gösteriyor. Kişiye göre değişiklik olabiliyor. Yani fazla kilonun yüzde 20'den yüzde 70'ine kadar kaybedilebilir.
Mide kelepçesi avantajlı gibi?
Hasta grubunuzu iyi seçerseniz avantajlı. Dezavantajı, silikonun yabancı bir madde olması. Ama yine de şu anda vücuda en uygun olanı silikon. Kelepçeyi ilk 1-1.5 ay şişirmeyiz (sıkmayız). Hastaların ilk aylarda sıvı diyetle beslenmelerini isteriz. İlerleyen aylarda ise kelepçeyi daraltırız kilo kaybının olması için. Böylece daha az yer hasta. Öyle bir ayarlama yaparız ki hasta ne fazla yesin ne de yiyemeyecek duruma gelsin. Mide kelepçesi taktığımız kişilerin dondurma, çikolata, alkol, kolalı içecekler, fındık, fıstık gibi gıdalardan uzak durmalarını istiyoruz. Bu ameliyat yöntemi hastaya çok iyi anlatılmalı. Eğer kuralcı bir hastanız varsa yöntemden büyük bir fayda görür. Hastaların çok iyi çiğnemelerini istiyoruz. Büyük lokmalar yutulursa kelepçenin üzerinde birikme yapar ve tıkar. Böyle bir durumda hastayı hastaneye yatırmak gerekebilir. Erken dönemde çok fazla yerseniz kelepçeyi bulunduğu yerden kaydırabilirsiniz. Mide büyür, daha çok yemek yersiniz. Kelepçeyi fazla sıkmanın da anlamı olmaz. Aşırı sıkarsanız kelepçe mide içine kaçar. Mideden kelepçe çıkarılan hastalar vardır. Bu komplikasyonların görülme olasılığı yüzde 1-2'dir.
Ağırlıklı sıvıyla mı besleniliyor?
İlk başlarda sıvıyla besleniliyor. Hastaların bazı yiyeceklere dikkat etmesi gerekiyor; lifli besinler, portakal, brokoli, kabuklu yiyecekler, ekmeğin kabuklu kısmı vb. Bunun dışında her şeyi yiyebilir ama çok iyi çiğnemeli ve bunu alışkanlık haline getirmeli.
Kelepçe ömür boyu takılı mı kalıyor?
"Kelepçeyi yeterli kilo kaybı olduktan sonra çıkaracağız değil mi?" diye sorar hastalar. Hayır, çıkarmıyoruz. Kilo kaybettikten sonra kelepçeyi çıkarırsanız hastaların yüzde 90'ı kiloyu geri alır. Kilo alma süresi değişir ama yine alır. Yapılan çalışmalara baktığınızda iki yıl içinde yüzde 90'ının kilo aldığı görülüyor. Temel olan yeme alışkanlığını değiştirmek. Kelepçe takılı olan kişi yiyemiyor fazla, çok yiyorsa kusar. Kusmak demek, fazla yemek sonucu kelepçeye baskı olması demek. Kelepçe ameliyatında kısa dönemde fazla kilo kaybetmek makbul değildir. Yeni bir yeme alışkanlığı kazanmalısınız.
Cerrahi yöntemler pahalı mı?
Ucuz ameliyatlar değil. Kelepçe ve balonlar Avrupa ve Amerika orijinli. Bunların bir fiyatı var. Ayrıca bu ameliyatı olan kişiler obez veya morbit obez. Anestezileri bile farklı. Üstelik ameliyatta komplikasyonla karşılaşabilirsiniz. Bir anda mekanizmaları bozulabilir ameliyatta ve toparlamanız zordur. Bu ameliyatlar her hastanede olmamalı. Ancak çıkan komplikasyonlar genelde ameliyatın kendisinden değil, donanımla ilgili olabilir. Yine de bu ameliyatlar Avrupa'daki fiyatlardan çok daha ucuz. Bu ameliyatlar devlet güvencesinde değil. Morbit obez durumunda olmanız gerekiyor ve belli bir sınır oluşuyor. Hollanda'da bu ameliyatı olmak isteyen bir hastaya iki yıl sonrasına sıra verildiği için ameliyatını Türkiye'de yaptık. * * * * *
Mideyi küçültme yöntemleri de var *
Gastric baypas nasıl yapılıyor?
Bu yöntemde mideyi küçültüyoruz ve 25-30 cc'lik bir mide oluşturuyoruz. Ardından mideyi alıp ince bağırsağa cerrahi teknikle bağlıyoruz. Gıdalar mideye geliyor ve direk ince bağırsağa geçiyor. Yediğiniz besinler yüksek kalorili olsa bile emilmediği için kilo almıyorsunuz, kilo kaybediyorsunuz. Çok güzel bir ameliyat ve iyi kilo verebilirsiniz. Kaybettiğiniz kiloyla birlikte 12 parmak bağırsağında bazı vitamin ve gıdalar emilmediği için vitaminsiz kalmak söz konusu. Ayrıca hayat boyu ilaç kullanmak gerekiyor. Vitamin ve mineral eksikliği olabilir. Gastric baypas olan hastaların yemeleri kelepçe taktıranlara göre daha kolaydır. Ameliyat üç dört saat sürüyor. Kelepçeye göre gastric baypas hastaları fazla çaba sarfetmez. Gastric baypas mekanizması, hem az gıda almanızı sağlar hem de aldığınız gıdaların emilimini engeller. Kilo kaybının 18-24 aya kadar tamamlanmasını bekleriz. Bu süreden sonra kilo kaybı beklemeyiz çünkü vücut kendini dengeler. Eğer yine dikkat etmezseniz bir yıl içinde kaybettiğiniz kilonun yüzde 15-20'sini alabilirsiniz.
Ne kadar kilo verdiriyor?
Gastric baypas ameliyatıyla, 18-24 aylık periyotta fazla kilonuzun yüzde 75-80'ini kaybedersiniz.
Bu yöntemin riskleri var mı?
Bağlantı yerlerinde çok nadir olsa sorun olabilir. Ameliyatı olanlar kilolu olduğundan emboli riski var. Gastric baypas, diğer yöntemlere göre kilo kaybının daha fazla olduğu bir yöntem. Üstelik bu kiloyu korumak da daha kolay.
Mide balonu yöntemi?
Endoskopik bir yöntem. Balonu 15 dakikada takıyoruz. En önemli avantajı hastanın genel anestezi almaması, hastanede kalmaması. Dezavantajı ise altı ay takılı kalabilmesi. Bazen kontrollü olarak sekiz aya kadar kalabiliyor. Balon takılan birine mutlaka kalori kısıtlayıcı diyet de verilmeli.
Balon nasıl kilo verdiriyor?
Balon olunca mide hacmi küçülüyor ve alınan gıda mıktarı azalıyor. Ayrıca mide boşalımı gecikiyor. Yani midede daha fazla süre yiyecekler kaldığından tokluk veriyor.
Diyetten sonra balona gerek var mı?
Mideniz boşken diyetinize ne kadar uyabilirsiniz? Üstelik diyet süreleri kısa oluyor. Diyet bırakıldıktan sonra kilo alma riski var. Balon altı ay midenizde ve gıda alımınızı etkiliyor
Ne kadar kilo veriliyor?
Bu uygulamada altı ayda verilen kilo fazla kilonun yüzde 20-25'inden başlar yüzde 95'e kadar çıkabilir.
Hatice Yaşar
Radikal Gazetesi (Sağlıkla Zayıfla) 26/04/2008

Perşembe, Nisan 24, 2008

obezitecerrahisi.com Altın Örümcek 2007 Finalisti


obezitecerrahisi.com Altın Örümcek 2007 Finalisti
www.obezitecerrahisi.com 2007 Altın Örümcek Ödülleri Sağlık Kategorisi’nde ilk 10'a girerek finale kaldı. 2002 yılından bu yana, web ve internet teknolojilerini kullanılarak gerçekleştirilen başarılı projelerin daha iyi tanıtılması ve hak ettiği yeri bulması, bu alanda yapılacak yatırımların özendirilmesi ve gündem oluşturulması amacıyla Doruknet tarafından gerçekleştirilen Altın Örümcek Web Ödülleri organizasyonu, 53 farklı kategoride web sitelerini ödüllendiriyor.
Web ve internet teknolojileri, pazarlama ve iletişim alanlarında uzman ve tecrübeli jüri üyeleri tarafından her yıl seçilen başarılı projelerin final değerlendirme süreci, halk oylamasıyla yapılıyor. Altın Örümcek Web Ödülleri tasarım, navigasyon, içerik, teknoloji, etkileşim, pazarlama, yaratıcılık / yenilik, gizlilik politikası / bilgi güvenliği, genel deneyim / kullanılabilirlik ve görme engellilere uygunluk olmak üzere toplam 10 kritere göre değerlendiriliyor.
www.obezitecerrahisi.com ve ekibini sağlık alanında spesifik bir konu üzerinde göstermiş olduğu bu başarıdan dolayı kutluyoruz.
Altın Örümcek Sahipleri Açıklandı! Google, turk.internet.com ve Tübider'in desteğiyle gerçekleştirilen Altın Örümcek Web Ödülleri 2007'de ödül sahipleri, 9 Nisan'da İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül gecesinde açıklandı.
Tüm alanlardaki sonuçlara ulaşmak için tıklayınız...
Dr. Halil Coşkun

Çarşamba, Nisan 02, 2008

Obez Kadınlarda Mide Kelepçesi Uygulaması Sonrası Gebelik ve Doğum Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Obez Kadınlarda Mide Kelepçesi Uygulaması Sonrası Gebelik ve Doğum Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Son yıllarda artan obezite prevelansı (yaygınlığı) kadın doğum uzmanlarını obez hamile kadınların sorunlarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Obezite, kadınların hamilelik dönemlerinde hem anne hem de yeni doğacak bebek de bazı risklerin artmasına neden olmaktadır. Anne için doğum problemleri, erken doğum riski, doğum anında artmış problemler, gebeliğin indüklediği hipertansiyon ve preeklamsi, gebelik diyabeti ve gebelik süresince aşırı kilo alımı bu problemlerin en önemlileridir. Diğer taraftan bebek için intrauterin gelişme geriliği, makrozomi, fetal gelişim anomalileri daha sık karşımıza çıkmaktadır.
Burada sizlere obezite tedavisinde sıkça uygulanabilir bir yöntem olarak karşımıza çıkan Mide Bandı (Kelepçe) uygulamasının, bu uygulamayı yaptırdıktan sonra gebe kalan obez kadınlar üzerindeki sonuçlarını son literatür bilgileri ışığında irdelemeye çalışacağım.

Bar-Zohar ve ark.
(Pregnancy after laparoscopic adjustable gastric banding: perinatal outcome is favorable also for women with relatively high gastational weight gain. Surg Endosc. 2006;20:1580-3) yapmış oldukları çalışmada mide kelepçesi uygulaması sonrası gebe kalan 74 kadını değerlendirmeye almış ve bu gebe kadınlarda hamilelik süresince ortala kilo alımını 10.6±2.1 kg olarak tespit etmişlerdir. Tüm doğumlar 39.1. haftadan sonra gerçekleşmiş, ortalama doğum ağırlığı 3.09±0.5 olarak bulunmuştur. Hiçbir kadında major konjenital anomali, doğum sonrası bebeklerde hipoglisemi ve doğum sırasında veya sonrasında bebek ölümü görülmemiştir. Bu bulguların ışığı altında çalışmayı yapan otörler tarafından Mide Kelepçesi uygulaması sonrası gerçekleşen gebelik ve doğumların hem anne hemde bebek için oldukça güvenilir olduğu belirtilmiştir.

John D. Dixon ve ark.
(Birth outcomes in obese women after laparoscopic adjustable gastric banding. Obstet Gynecol 2005;106:965-72) mide kelepçesi uygulanan kadınların gebelik ve doğum sonuçlarının, normal kiloda gebe kalan kadınların değerleriyle uyumlu olduğunu belirtmiş ve bunun sonucunda da bu yöntemin gebe kalmış obez kadınlardaki güvenilirliği üzerine dikkat çekmiştir. Kelepçenin ayarlanabilir olması önemli bir özelliktir çünkü, bu gebeliğin ihtiyaçlarına göre cerrahi prosedürü adapte etme yetisi sağlamaktadır. Bu tür uygulamalar sonrasında gebe kalan obez kadınlarda, obezite cerrahı ve kadın doğum uzmanının ortaklaşa işbirliğini içeren multidisipliner bir yaklaşım önerilmektedir.

Vejux N ve ark.
(Pregnancy after gastric banding: maternal tolerance, obstetrical and neonatal outcomes. Gynecol Obstet Fertil 2007;35:1143-7) bu konuyla ilgili 7 makaleyi irdeleyerek değerlendirmede bulunmuşlardır. Elde edilen verilere dayanılarak Mide Kelepçesi uygulamasının gebelik süresince oldukça iyi tolere edildiğini ve çocuk doğurma yaşındaki obez kadınlara güvenli bir biçimde önerilebileceğini belirtmişlerdir.

Yukarıdaki çalışmalarda göstermektedir ki, obeziteye bağlı gebelik problemleri oldukça yüksek ve tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Obezite tedavisinde son yıllarda yaygın olarak kullanılan cerrahi tedavi seçenekleri sonrasında elde edilen kilo kaybı oranları bu riskleri azaltmaktadır. Mide Kelepçesi uygulaması yaptırmış ve sonrasında gebe kalmış kadınlar, kelepçelerini çıkarttırmadan düzenli kontroller eşliğinde hamilelik sürecini başarılı bir şekilde tamamlayabilirler.

Dr. Halil Coşkun
http://www.obezitecerrahisi.com
www.halilcoskun.com

Pazartesi, Mart 24, 2008

Hamilelik ve Gastric Bypass: Hangisi Daha Zor?


Hamilelik ve Gastric Bypass: Hangisi Daha Zor?

Obezite ameliyatından sonra hasta ve bebek için gayet iyi bilinen bazı riskler bulunmaktadır, ancak şunu belirtmek gerekir ki, elde edilen verilere göre, obez kadınlarda hamilelik, obezite ameliyat prosedurleri uygulanmamış olsa bile oldukça risklidir. Gelişmiş ülkelerde obezite, hamileliği tehlikeye düşüren en belirgin beslenme problemlerinden biridir. Hamilelik öncesi obezite, hamilelikte karşılaşılabilecek pek çok olumsuzlukla karşılaşma olasılığını artıran bir risktir. Son yıllarda yapılan çalışmalara göre hamilelik öncesi yüksek kilolar bebeğin hamilelik esnasında ölüm riskini artırmaktadır.
Wittgrove ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada
(Pregnancy Following Gastric Bypass for Morbid Obesity, Wittgrove et. al., Obesity Surgery, 8, 1998, 461-464) belirli sayıda hamileler ile obezite ameliyatı sonrası hastaların hamilelikteki komplikasyon oranları değerlendirilmiştir. Takibe alınan hastalardan, ameliyat sonrası hamilelik yaşayanların gastric bypass öncesi hastalara oranla %95 daha az gebeliğe bağlı diyabet, macrosomia, ve sezeryan için risk taşıdığı kaydedilmiştir. Sonuç olarak, yiyecek alımını engelleyen operasyon geçiren hastaların hamilelik esnasında bazı basit önlemler alması gerektiği kaydedilmiştir. Ameliyat sonrası hamilelik yaşayan grup, önceki hamileliklerinde morbid obez olan gruptakilere göre daha az komplikasyona maruz kalmışlardır.

Patel ve arkadaşları tarafından son dönemde yapılan ve gastric bypass uygulaması sonrası gebelik sonuçlarını değerlendiren bir çalışmada ise
(Patel JA et al. Pregnancy outcomes after laparoscopic Roux-en-Y gastric bypass. Surg Obes Relat Dis. 2008 Jan-Feb;4(1):39-45.) gösterilmişki; obez olmayan kadınlardakine benzer riskler mevcuttur. Yazar bu çalışmada gastric bypass uygulaması sonrası gebeliğin güvenli olduğunu, oluşacak komplikasyonların ise ameliyat olmamış obez ve morbid obez hamile kadınlardan daha düşük olduğunu belirtmiştir.

Yine aynı şekilde Wax JR ve ark.
(Obesisty Surgery 2008) ve Dao T ve ark. (American Journal of Surgery 2006) yapmış oldukları çalışmalarda gastric bypass ameliyatı sonrası oluşan gebelik sonuçlarında, belirgin malnütrisyon epizodlarında artış ve kötü fetal sonuçların olmadığını belirtmişlerdir. Elde edilen sonuçlar normal kilodaki kadınlarda görülen gebelik sonuçlarıyla benzerdir.

Gastric Bypass Ameliyatı Sonrası Hamilelik Düşünen Hastalara Öneriler

Bilinmesi gereken şey şu ki, obezite ameliyatından sonra hem anne hem de bebek için risk olasılığı vardır. Bu risklerin pek çoğu beslenme eksikliği olup, basit vitamin ve mineral takviyesi ile önlenebilir. Hamilelikte erken doğum dikkate alınmalı ve buna uygun bakım ve beslenme değerlendirmesi yapılmalıdır. Beslenme değerlendirmesinin hamileliğin başında yapılması oldukça önemlidir. Değerlendirmede laboratuvar verilerinden faydalanılmalı eğer eksiklik var ise en başından düzenlemeye gidilmelidir. İdeal olanı, en uygun yaklaşımın, hamilelik planlaması yapılırken beslenme problemlerinin dikkate alınmasıdır.. Tüm hamileliklerde vitamin ve demir takviyesi önemlidir, ancak gastric bypass ameliyatı sonrası hastalar için bu daha da önemlidir. Prenatal (doğum öncesi) vitaminleri hastanın reçeteli vitamin takviyesinin yerine değil, buna ek olarak verilmelidir. Doğum öncesi bakım, obezite cerrahı ve kadın doğum uzmanının dikkatli koordinasyonu ile takip edilmelidir.

Dr. Halil Coşkun

Pazartesi, Mart 03, 2008

Obesity in Children: Being a Junk Food Junkie


Obesity in children: being a junk food junkie

Childhood obesity has become one of the most pressing health crises not only in Turkey but also around the world, a rapidly spreading phenomenon as eating and activity habits change.
Obesity, defined as a condition in which natural energy reserves, stored in the fatty tissue of humans and other mammals, are increased to at least 20 percent above normal weight.
In other words, if your child should weigh around 80 pounds to be in the healthy range and s/he weighs around 100 pounds, then s/he is obese.
Dr. Halil Coşkun of Şişli Etfal Education and Research Hospital said the number of obese children has increased considerably in Turkey as well as worldwide in recent years.
"Obese children and adolescents have shown an alarming increase in the last few years. As kids spend more time in front of television, computer and video screens, their physical activity levels decrease and their body weight increases. The number of overweight children has significantly increased in the last two to three decades. Obesity is currently an important health problem in our country," Coşkun said in a phone interview with Sunday's Zaman.
Although obesity is an individual clinical condition, it is being viewed increasingly as a serious and growing public health problem. Excessive body weight has been shown to predispose people to various diseases, particularly cardiovascular disease, diabetes, sleep apnea and osteoarthritis.
Turkish National Pediatric Society (TMPD) Secretary-General Professor Enver Hasanoğlu says childhood obesity is a serious disease and should be combated by proper preventative measures.
Hasanoğlu, in an interview with the NTV news station, cited energy imbalances, genes, metabolism, behavior, environment and culture as factors that play significant roles in obesity.
"Overweight and obesity are a result of energy imbalance over a long period of time. Individual behavior, environmental factors and genetics all contribute to the complexity of the obesity epidemic. Most parents believe their children will be healthier if they gain more weight," he says.
Coşkun agrees, adding that the choices a person makes in relation to eating and physical activity also contribute to overweight and obesity. "Behavior can also increase a person's risk for gaining weight," he says.
He stresses that overweight children and teens have been found to have risk factors for a chain of diseases, such as hypertension, diabetes, osteoarthritis and heart attack.
"Being overweight or obese increases the risk of many diseases and health conditions, including hypertension, type 2 diabetes, coronary heart disease, stroke, gallbladder problems, osteoarthritis, sleep apnea and respiratory problems and some cancers such as breast and colon cancer," Coşkun notes.
It is no coincidence that fast-food restaurants rapidly increase in number in neighborhoods where schools are situated.
"If you live near a school, you probably live near a fast-food restaurant," Coşkun says, asserting that such restaurants are deliberately built within walking distance of schools. Children's current levels of fast-food consumption are probably climbing even higher because of an increase in the number of fast-food restaurants and fast-food marketing since the late 1990s.
Emphasizing that an increase in physical activity could prevent child obesity in children, the TMPD’s Hasanoğlu calls on parents to urge their children to do more sports.
"Children who watch more than three hours of television a day are 50 percent more likely to be obese than kids who watch fewer than two hours. If a child is encouraged to be more active in social life, the risk of their becoming obese in the future significantly decreases," recommends Hasanoğlu.
Promises of a quick fix for obesity entice many overweight teens into trying diet pills or other anti-obesity drugs. But Coşkun stresses that there is no miracle pill for obesity.
"Many of the diet pills and weight-loss aids available on the market are at best ineffective -- and at worst, dangerous. Even if the product claims to be 'natural,' this doesn't necessarily mean it is safe," Coşkun says.
The method of obesity treatment depends on one's degree of overweight, overall health condition and motivation to lose weight. Treatment generally includes a combination of diet, exercise and behavior modification. Hasanoğlu said making physical activity a part of one's daily life is an important way to help control one's weight.
02.03.2008 (ed. Betül Akkaya)
www.sundayszaman.com

Dr. Halil Coşkun



Pazartesi, Ocak 28, 2008

Mini-Gastric Bypass (MGB) ve Roux-en-Y Gastric Bypass (RYGB) Uygulamalarının Karşılaştırılması


Mini-Gastric Bypass (MGB) ve Roux-en-Y Gastric Bypass (RYGB) Uygulamalarının Karşılaştırılması

Obezite tedavisinde kullanılan bu iki yöntemin son zamanlarda birbirine olan üstünlükleri tartışılmaktadır. Ancak internet üzerinden okuduğum Türkçe yazılarda maalesef gerekli ve doğru bilgilerin olmadığını görüyorum. Olaya biraz daha bilimsel bir yaklaşımla bakarak her iki yöntemi de kısaca özetleyerek aralarındaki farkı ortaya koymaya çalışacağım.
Gastric Bypass uygulamasında kilo verme mekanizması hepimizin bildiği gibi 2 temel mekanizma üzerine kurulmuştur.
Mide hacminin küçültülmesi ile az gıda alınması
Mide Bypass ı ile yiyeceklerin emiliminde meydana gelen azalma
Gastric Bypass uygulamasının yıllar içerisinde bir çok değişik teknik versiyonu ortaya çıkmış ve uygulanmıştır. Hangi tip Gastric Bypass uygulaması uygulanırsa uygulansın elde edilen kilo verme sonuçları birbirine yakın düzeylerde olmaktadır. Dolayısıyla MGB ile RYGB arasında elde edilen kilo kaybı oranları da literatürde birbirine yakın seviyelerde görülmektedir.
MGB daha yeni bir yöntem, RYGB daha eski bir yöntemmiş gibi aktarılmaktadır, oysa bu doğru bir bilgi değildir. Bugün için tüm dünyada en fazla kullanılan ve tercih edilen yöntem RYGB dir.

HER İKİ YÖNTEM ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR NEDİR???
Bu iki yöntem arasındaki en önemli temel fark mide ile ince barsak arasında yapılan bağlantının (anostomuzun) farklı şekillerde oluşudur. Nitekim MGB de bu bağlantı teknik olarak daha kolay ve basit bir şekildedir. Dolayısıyla bu ameliyat süresini kısaltmakta, bazı bilimsel yazılarda da ameliyat sırasında meydana gelebilecek komplikasyon oranlarında azalmaya sebebiyet vereceği söylenmektedir
(Wei-Jei Lee ve ark. Ann Surg, 2005). Diğer taraftan tecrübeli ellerde yapılan her iki tip Gastric Bypass ameliyatında bu komplikasyonlar oranında benzer sonuçlar bildirilmektedir.

NEDEN RYGB DAHA FAZLA TERCİH EDİLMEKTEDİR???
Gastric Bypass ameliyatından sonra ilerleyen yıllarda hastaların takibi çok önemlidir. Özellikle uygulanan Gastric Bypass tipine göre bu sorunlarda farklılıklar görülmektedir. İşte MGB ve RYGB arasındaki en önemli farklarda bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Burada her iki ameliyatın teknik özelliklerini detaya girerek anlatmayacağım. Bu yazıyı okuyan kişilerin daha iyi konuyu kavramaları açısından her iki yöntem sonrasında oluşan bilimsel verileri aşağıya aktarmaya çalışacağım.
Gastric Bypass ameliyatı geçiren kişilerde ilerleyen yıllarda karşılaşılabilecekleri en önemli sorunlardan birisi mide ve ince barsak arasında yapılan bölgedeki bağlantıda (anostomoz) oluşabilecek ülser, gastrit ve stenoz (darlık) problemleridir.
Barry L ve ark. (Obes Surg 2007); MGB sonrası gastrit oranını %71, RYGB sonrası gastrit oranını ise %13 olarak bildirmektedir. Bunun sebebi olarak ortaya konan safra asit sekresyonu MGB de 5092 µmol/L iken RYGB de 404 µmol/L olarak ölçülmüştür. Tüm bu durumlar MGB de alkalen reflü gastrit ve özefajit problemlerinin çok yüksek oranlarda karşımıza çıkmasına sebebiyet vermektedir.
Johnson ve ark. (Surg Obes Relat Dis 2007); MGB yapılan olgularda meydana gelen kısa ve uzun dönem komplikasyonların dan dolayı (anostomoz problemleri, gastrit ve ülser gelişimi, kötü emilim problemleri) RYGB ye dönüş gerçekleştirmek zorunda kaldıklarını bildirmişlerdir.
Sonuç olarak; hangi tip gastric bypass ameliyatı uygulanacak olursa olsun elde edilen kilo kaybı oranları oldukça tatminkar ve birbirine benzer sonuçlar içermektedir. MGB ve RYGB arasındaki tercih cerrahınız ile birlikte sizin ortaklaşa vereceğiniz karara bağlıdır. Bugün için bariatric (obezite) cerrahisiyle ilgilenen ve bu alanda yoğunluklu olarak ameliyat yapan pek çok merkezde RYGB halan birincil tercih olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dr. Halil Coşkun

Cuma, Aralık 28, 2007

Obezite Ameliyatlarında Mortalite (Ölüm) Riskinin Değerlendirilmesi


Obezite Ameliyatlarında Mortalite (Ölüm) Riskinin Değerlendirilmesi

Son yıllarda obezite tedavisinde cerrahi yöntemlerin sayısında gittikçe artış görülmektedir. Özellikle cerrahi sonrası elde edilen sonuçların diğer tedavi yöntemlerine göre daha başarılı ve uzun dönemde daha fazla kilo kaybı sağlamış olması bu artışın en önemli sebeplerindendir.
Bununla birlikte cerrahi tedavi uygulamalarında bu ameliyatların oluşturacağı riskler en önemli kaygı sebeplerinin başında gelmektedir. Özellikle şişman bir kişinin ameliyat sonrası ciddi sorunlar yaşaması ve hatta ölüm riskinin bulunabilmesi negatif bakış açısının en önemli sebebidir.
Çoğu zaman hastalarımın bana ameliyatlar hakkında sordukları en önemli soru; böyle bir ameliyat dan sonra hayati tehlikenin olup olmadığı, bu konuda bir garantinin verilip verilemeyeceğidir.
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki, hiçbir ameliyat türü için garanti verilemeyeceğidir. Obezite ameliyatlarında kişiye uygulanan yöntemden daha ziyade obez bir bireyin sahip olduğu yüksek kilo değeri (obez, morbid obez, süper morbid obez gibi) ve bununla birlikte yandaş hastalıkların bulunması (hipertansiyon, şeker hastalığı, damar hastalığı v.d.) genel anestezi açısından zaman zaman oldukça riskli pozisyonlar yaratmaktadır. Çoğu zaman ameliyat olan kişilerde yaşanan problemlerin temelinde obeziteye bağlı bu metabolik rahatsızlıkların negatif etkileri bulunmaktadır.
Bu konuya daha bilimsel yaklaşmak ve daha net sonuçlar vermek için sizlerle aşağıda dünyanın en iyi dergilerinde yayımlanmış makaleleri kısaca özetleyerek bu konuya açıklık getirmeye çalışacağım.
Dimick JB ve arkadaşları 2004 yılında JAMA dergisinde (The Journal of the American Medical Association) obezite ameliyatlarının haricinde 7 önemli ameliyat türünün mortalite (ölüm) oranlarını karşılaştırmıştır. Sırasıyla mortalite oranları; Büyük Damar Ameliyatları (aort anevrizması) %3.9, Kalp Bypass Ameliyatları (CABG) %3.5, Beyin Cerrahisi Ameliyatları (kraniotomi) %10.7, Yemek Borusu Ameliyatları (özefagus rezeksiyonu) %9.1, Ortopedi Ameliyatları (kalça protezi cerrahisi) %0.3, Pankreas Ameliyatları (pankreas cerrahisi) %8.3, Çocuk Kalp Ameliyatları (pediatrik kalp cerrahisi) %5.4 dür.
Bu çalışmaya ek olarak 2007 yılında LasVegas da düzenlenen SAGES (The Society of American Gastrointestinal and Endoscopic Surgeons) kongresinde Amerikan Bariatric (Obezite) Cerrahi Derneği (ASBS) başkanı Prof. Philip Schauer tarafından
176 Obezite Cerrahi Merkezinde ki 55.567 hastanın Mortalite Database Sonuçları açıklanmıştır. Hastanede yatış anında mortalite oranı %0.14, ilk 30 günde %0.29, ilk 90 günde %0.35 olarak bulunmuştur.
Morino ve arkadaşları da 2007 yılında Annals of Surgery dergisinde 13.871 obezite ameliyatı geçirmiş hasta grubunu incelemiş ve uygulanan ameliyat tiplerine göre mortalite (ölüm) oranlarını tespit etmiştir. Bu çalışmada 6122 hastaya ASGB (Mide Bandı-Kelepçesi), 4215 hastaya VBG (Vertical Band Gastroplasty), 1106 hastaya GB (Gastric Bypass), 1988 hastaya BPD (Bliopankreatik Diversiyon), 303 hastaya Bliointestinal Bypass, 137 hastaya da değişik girişimlerde bulunulmuştur.
Genel ve ameliyat tiplerine göre mortalite oranları; Mide Bandı-Kelepçesin de %0.1, Vertikal Band Gastroplasty de %0.15, Gastric Bypass da %0.54, Biliopankreatik Diversiyon da %0.8, tüm ameliyat tipleri genel olarak değerlendirildiğinde genel ortalama %0.25 olarak bildirilmiştir.
Sonuç olarak; yukarıdaki çalışmalarda da görüldüğü gibi obezite ameliyatlarında genel mortalite (ölüm) oranı %1’in altında bulunmaktadır. Hastaların bu tarz ameliyatlarda sorun yaşamamaları ve iyi sonuçlar elde edilebilmesi için konusunda uzmanlaşmış hekimlere ve merkezlere baş vurması önem arz etmektedir.

Dr. Halil Coşkun

halilcoskun@hotmail.com
www.obezitecerrahisi.com


Referanslar
Dimick JB, Welch HG, Birkmeyer JD.
Surgical mortality as an indicator of hospital quality: the problem with small sample size.
JAMA. 2004 Aug 18;292(7):847-51.
PMID: 15315999 [PubMed - indexed for MEDLINE]
Prof. Philip Schauer SAGES Congress 2007, Las Vegas, USA
Morino M, Toppino M, Forestieri P, Angrisani L, Allaix ME, Scopinaro N. Mortality After Bariatric Surgery: Analysis of 13,871 Morbidly Obese Patients From a National Registry.
Ann Surg. 2007 Dec;246(6):1002-1009.
PMID: 18043102 [PubMed - as supplied by publisher]

Salı, Ekim 16, 2007

Obezite Cerrahisi Ameliyatlarını Desteklemek İçin Yeterli Kanıtımız Var mı?



Obezite Cerrahisi Ameliyatlarını Desteklemek İçin Yeterli Kanıtımız Var mı ?

2007 yılında “obezite cerrahisi ameliyatlarını desteklememiz için, güçlü ve yeterli seviyede delillerimiz var mı?” sorusu ile ilgili, 3 adet bilimsel veriyi sizinle paylaşmak istiyorum;
(1) Farklı yayınların ve operasyon prosedürlerinin detayına girmeden önce genellikle cevabın “evet” olduğunu vurgulamalıyım. Sağlığını dikkate alan kimselerin IFSO kriterlerine uymak şartıyla, obezite cerrahisi ameliyatlarına ikna etmek için yeterli düzeyde delil mevcuttur.
Bu şartlar altında operasyonu reddetmek için maliyetin karşılanması dışında bir sebep kalmamaktadır. Bununla birlikte günümüzde, morbid obez hastaların herbirinin, obezite operasyonunu hakettiğini düşünmesini destekleyecek yeterli delil yoktur.
(1) BUCHWALD H, AVIDOR Y, BRAUNWALD E et al. Bariatric surgery. A systematic review and meta-analysis. JAMA, 2004; 292:1724-1737.
Şimdi 2 geniş seriye ait obezite cerrahisi ameliyat sonuçlarının örneğine yer vereceğim. Bu örnekler, ilk bakışta obezite operasyonu taraftarı görünse de, ilginç sonuçlar ortaya çıkartmaktadırlar;

(2) Kanada Çalışması (CHRISTOU NV ve ark.): Bu araştırma, iki büyük hasta serisini karşılaştırıyor ki, ilk grup hasta, 1986 ve 2002 yılları arasında (1035 hasta) tek bir üniversite hastanesinde operasyon geçirenleri kapsamaktadır, diğer grup olan (kontrol grubu) ilk grupla karşılaştırmaya tabii tutulan 5746 hastayı içermektedir.
Gerçekte sonuçlar etkileyicidir; ilk grupta katılımdan beş sene sonra sadece 7 hasta ölmüştü (binde 7) buna karşın 2. gruptaki sayı 354 (yüzde 6) idi, kardiovasküler hastalıklarda 49 (yüzde 4,7) a karşın 1530 (yüzde 26.7), kanser sayısı ise 21 (yüzde2) e karşı 487 (yüzde 8,5) idi.

(3) İsveç Çalışması (SJOSTROM L ve ark.): İsveç de yapılan obezite konulu çalışmaların beklenen, karşılaştırılabilir en ünlü serisi, yüksek derecede uygun veriyi sağlamıştır. On yıllık sonuçlar rapor edilmiş, operasyon geçiren ve geçirmeyen hasta grupları karşılaştırılmıştır. Operasyon geçiren grubun yaşam kalitesi ve kilo kaybı çok daha iyidir. Özellikle diabetes mellitus açısından, sonuçlar ciddi aşama kaydetmiş olup, hiperkolestorelemi ve hipertansiyon sonuçları değişmemiştir. Pozitif sonuçların çoğunlukla cerrahi opsiyon tarafında olduğu görülmüştür.
(2) CHRISTOU NV, SAMPALIS JS, LIBERMAN M, et al. Surgery decreases long-term mortality, morbidity, and health care use in morbidly obese patients. Annals of Surgery, 2004; 240 : 416-424.
(3) SJOSTROM L, LINDROOS A-K, PELTONEN M, et al. Lifestyle, diabetes, and cardiovascular risk factors 10 years after bariatric surgery. N Engl J Med, 2004; 351: 2683-2692.


Dr. Halil Coşkun

Çarşamba, Eylül 19, 2007

Sizin İçin En Doğru Obezite Ameliyatı Hangisidir?


Sizin İçin En Doğru Obezite Ameliyatı Hangisidir?

Bu sorunun doğru cevabını ne biz ne de bir başkası verebilir.
Her bir prosedürün tıbbi sonuçlarını, risk ve faydalarını inceledikten sonra siz ve sadece siz bu önemli kararı verebilirsiniz.Ameliyatı yapacak olan cerrahınız ve diğer doktorlar sizin durumunuza aşina olup, bilgi almak için en iyi kaynaklarınızdır. Soru sorduğunuz zaman cevabını iyi anladığınızdan emin olunuz. Basit bir dille anlayabileceğiniz şekildeki tanımlamaları ve açıklamaları sormaktan çekinmeyiniz. Kilo kaybı ameliyatları kararını verebilmek için cerrahınızı bir kaç defa ziyaret etmeniz ve birden fazla doktordan konsültasyon istemeniz gerekebilir. Kilo kaybı ameliyatları konusundaki araştırmalarınızı ameliyat olmuş kişilerden veya internetteki kaynaklardan yapmayı tercih edebilirsiniz.

En uygun kilo kaybı ameliyat prosedür araştırması için atılacak adımlar;

Doktorlarınızla konuşunuz – Obezite cerrahisi konusunda deneyimli ve sizin durumunuzu dikkate alan bir uzman.
İnternet deki web sitesi linklerini muhtelif kilo kaybı ameliyatları hakkında en doğru bilgileri elde etmek için serbestçe kullanınız. Varsa obezite e-group ve destek gruplarına katılınız.
Sizin durumuzda olup araştırma yapan, ameliyat geçiren, veya geçirmek üzere bekleyen hastalarla konuşunuz.
Her bir ameliyat için düşündüğünüz size ait fikirler üzerinde risk / fayda analizi yapınız.
Son olarak, ilgilendiğiniz ameliyat tipleri konusunda tecrübeli bir obezite cerrahından görüş alınız. Tek tip operasyon yapan ve öneren klinik ve cerrahlardan kaçınınız. Örneğin laparoskopik uygulanan ayarlanabilir mide kelepçesi ile gastric bypass yöntemlerinin artı ve eksilerini karşılaştırırken görüşünü alacağınız obezite cerrahı, her iki yöntemi de aynı kabiliyette uygulayan ve her iki yöntemde de yeterli tecrübeye sahip olan kişi olmalıdır. Ancak bu adımlardan sonra fayda ve zarar analizinizle birlikte son kararınıza ulaşmak için tarafsız bir fikre sahip olabilirsiniz.

Araştırmanız sırasında dikkate alınması gereken ve obezite cerrahınız ile ilk ve takip eden konsültasyonlarda görüşeceğiniz sorular;

Kendinize ve başkalarına kilo verebildiğinizi ispatlamanıza rağmen, kalıcı kilo kaybını sağlamanıza engel olan en önemli sebep nedir?
Sürekli duyduğunuz açlık hissinden kurtulmak istiyor musunuz?
Yemeği bir ödül olarak görme fikrinden kurtulmaya hazır mısınız?
Kilo kaybı için hedefiniz nedir? Örneğin, taşıdığınız fazla kilonun önemli bir kısmından kurtulmak mı istiyorsunuz yoksa daha az bir miktarla mutlu olur musunuz?
Kilo verme hedefinize ulaşamazsanız bu sonucun sağlığınız üzerindeki etkileri ne olacaktır?
Operasyonunuz tamamlandıktan sonra kontroller için ne kadar zaman harcamaya hazırsınız? Örneğin mide kelepçesi ameliyatından sonra kelepçe ayarı için, buna ek olarak, herhangi bir kilo kaybı cerrahi prosedüründen sonra düzenli takipler için zaman harcayabilecek misiniz?
Obezite ameliyatınızın yapıldığı yere, ameliyat sonrası takipler ve kelepçe ayarlamaları için kolayca seyahat edebilecek misiniz?
Seçtiğiniz prosedür sizin kilo verme hedefinize ulaşmanızı sağlayamazsa yedek planınız ne olacaktır? Bu durumda obezite cerrahınız ne yapacaktır? Başka bir yere müracaat edecek misiniz?
Hangi hızda kilo vermeyi istiyorsunuz? Örneğin, acil bir dizkapağı ameliyatı olacaksınız ve de buna bağlı olarak hızlı kilo vermeniz gerekiyor mu?
Aşırı kilo kaybından dolayı değişecek olan vücut imajınızla karşılaşmaya hazır mısınız? Değilseniz, vücudunuzun şekli için ilave olarak plastik ve estetik cerrahiye gitmeyi istiyor musunuz ?
Muhtemel en kötü sonucun riski nedir? Her bir prosedürdeki morbidite ve mortalite olasılığı?
Her bir prosedürdeki kısa dönemde (ameliyattan sonraki 30 gün) meydana gelebilecek komplikasyonlar nelerdir?
Her bir operasyonun tamamlanmasından sonraki uzun dönemde (hayat boyu) yaşanabilecek komplikasyonlar nelerdir?
Yukarıdaki sorulara alacağınız yanıtlar ve sizin düşünceleriniz karar vermenizde çok faydalı olacaktır. Aklınıza takılan soruları sormaktan hiçbir zaman çekinmeyiniz.

Dr. Halil Coşkun

Morbid Obezite de Cerrahi Müdahale Niçin Gereklidir?



Morbid Obezite de Cerrahi Müdahale Niçin Gereklidir?
Morbid Obezite tanımı vücut kitle indeks değerinin 40 kg/m2 nin üzerinde olduğu durumlar için kullanılmaktadır.
Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi uzun yıllardan beri kilo kaybetmek için kullanılan en geleneksel metodlar olarak dikkat çekmektedir. Ancak bu tedavi yöntemleri morbid obez hastalar için kısa donemde başarılı olmuştur ve nadiren kalıcıdır. Çoğu kişi için Yo-Yo sendromu denilen durum ortaya çıkar ki, buda hastaların sürekli olarak kilo alıp vermeleri ile olası ciddi psikolojik ve sağlık sorunlarına yol açmaktadır.
Yakın zamanda yapılan araştırmalar geleneksel kilo verme metodlarının genelde kalıcı kilo kaybını sağlamakta yetersiz olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Birçok çalışma, diyet yapan hastaların egzersiz programlarının veya ilaç tedavilerinin, vücut ağırlığının yaklaşık olarak %10’unu kaybettirebildiğini, ancak 1 yıl içinde üçte ikisinin geri alma eğiliminde olunduğu ve kalanının neredeyse tamamının ise 5 yıl içinde geri alındığını ortaya koymuştur. Diğer bir çalışma ise kilo verme programını takip eden hastaların %5 inden daha az bir kısmının, kaybolan kilolarını beş yıldan sonra da koruduklarını saptamıştır.
Obezite ameliyatları bir tür estetik cerrahi müdahalesi gibi algılanmamalıdır. Tüm doktorlar, hastanın kilosunun belli bir aralığı yükselmesi halinde diyabet (şeker hastalığı), uyku apnesi, astım, hipertansiyon, eklem problemleri, varis, cilt problemleri gibi geniş bir hastalık yelpazesinden zarar göreceklerinin bilmektedirler. Bu durumdaki hastalar erken yaşta ölüm riskini fazlasıyla arttırmaktadırlar. İşe girme beklentileri, hareket kabiliyetleri ve sosyal çevreye kabullerinde de problem yaşarlar. Morbid obezitede depresyon durumlarına çok sık rastlanır.
Obezite ameliyatlarının en önemli hedefi kilonuzu yukarıda anlatılan durumların en aza indirgendiği ve çoğunun ortadan kaldırıldığı en güvenli aralığa getirmektir. Bütün bu çalışmalar boyunca pek çok kişi, hareket kabiliyetinde, fiziksel görünümünde, kendine güven ve hayattan zevk alma konularında aşama kaydettiklerinin farkına varırlar.

Cerrahi Müdahale

Obezite Cerrahisinde, normal sindirim sisteminde değişiklik meydana getirilir. Ameliyat sonucu alınan gıda miktarında azalma ve bazı ameliyat tiplerinde de alınan gıdaların emilimlerinde eksiklik meydana gelir ve dolayısıyla alınan kalori azaldığı için kilo kaybı gerçekleşir.

Dr. Halil Coşkun

Cuma, Ekim 27, 2006

Global Obezite (Dr. Halil Coşkun)

GLOBAL OBEZİTE

Son yıllarda yapılan çalışmalar obezitenin oldukça hızlı bir şekilde artış içerisinde olduğunu göstermektedir. Tüm dünyayı saran bu hastalığın sebeplerini ve tedavisi için neler yapılması gerekliliği konusundaki çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Günümüzde dünyadaki obez oranının aç insan oranını geçmiş olması olayın ciddiyetinin nekadar önemli olduğunun bir göstergesidir.
2006 Ağustos-Eylül aylarında Sydney de yapılan ve benimde bizzat katılmış olduğum, 12. Dünya Obezite Cerrahi Kongresinde oldukça önemli açıklamalar yapılmıştır. Dünya da obezitenin en büyük problemlerinin yaşandığı ülke olan ABD de 2005 yılında yapılan çalışmalar oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmalara göre ABD de obezite ve obeziteye bağlı yandaş hastalıklar için harcanan para 112 MİLYAR $ iken, buna karşılık obeziteye neden olduğu düşünülen sektörün (McDonalds, Burger King, Pizza Hut, Coca Cola, Pepsi Cola, Microsoft-MSN vd...) ülke ekonomisine kazandırdığı para 500 MİLYAR $ olarak tespit edilmiştir. Bu durum göstermektedir ki obezite ile verilecek olan savaşın oldukça zorlu yollardan geçmesi gerekeceğidir. Çünkü alınacak önlemler obeziteye sebep olan büyük şirketlerin yararına olmayacaktır. Oysa bu şirketler ABD ekonomisi için çok önemli olup, yüksek oranda gelir kaynağıdır. Kısır döngüdeki bu durum, obeziteyle ilgili bu savaşta nekadar aciz olduğumuzun bir göstergesidir.
Bu günkü mevcut şartlarımızda obezitenin engellenmesi için insanlarda sağlıklı beslenmenin öğretilmesinin önemi büyüktür. Bunun için kalorisi düşük gıdaların tüketilmesi özendirilmeli ve günlük fiziksek aktivitenin artırılması gerekmektedir.

Perşembe, Temmuz 27, 2006

Obezite de Birinci Basamak Tedavi

Obezite, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalık olup gelişen dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir obezite pandemisinden bahsetmektedir. 1995 yılında dünyada 200 milyon obez erişkin varken 2000 yılında bu sayı 300 milyona ulaşmıştır. Fazla kilo prevalansı Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde %64, İsrail’de %38 olarak bildirilmiştir. İngiltere’de son 10 yılda obezite 2 kat artmış olup, erişkinlerin %50’den fazlasının obez olduğu bildirilmiştir. Ülkemizde yürütülmüş olan epidemiyolojik bir çalışmada 1990 yılında obezite prevalansı %18.6 olarak bulunmuş olup, 2000 yılında obezite prevalansının erişkin erkeklerde %21.1, erişkin kadınlarda %43 olduğu belirtilmiştir. Türkiye’de 10 yıl öncesine kıyasla obezite prevalansının kadınlarda %36, erkeklerde %75 oranında arttığı gösterilmiştir. Beş prospektif Kohort çalışmasının verilerine göre ABD’de yılda ortalama 280.000 erişkin ölümü obeziteye bağlıdır ve sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklar sigara kullanımının ardından, önlenebilir ölümler arasında 2. sırada yer almaktadır. Artan obezite prevalansına paralel olarak birinci basamak sağlık kuruluşlarına kilo kontrolü nedeniyle başvuran kişilerin sayısı giderek artmaktadır. Başvuran hastaların 2/3’ünde obeziteye bağlı diğer hastalıklar bulunmaktadır. Yürütülen çalışmalarda fazla kilolu ve obez hastaların yarısından fazlasının kilo verme konusunda hekimleri tarafından bilgilendirilmedikleri, bu nedenle zayıflamakta zorluk çektikleri ve/veya verdikleri kiloları koruyamadıkları gözlenmiştir.

Obezite ve neden olduğu hastalıklar sonucunda sağlık hizmetleri daha çok kullanılmakta, dolayısıyla sağlık harcamaları artmaktadır. ABD’de yaygın bir problem olan obezite ile doğrudan ilgili harcamalar ulusal giderlerin %5.7’sini oluşturmaktadır. Obeziteye bağlı morbidite ve mortalite nedeniyle oluşan dolaylı harcamalar ise 47.6 milyar dolar olup doğrudan obezite nedeniyle yapılan harcamalardan daha fazla olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle obezite tedavisi kadar önlenmesi de önemlidir.Obezitenin birinci basamakta en sık görülen hastalıklardan biri olması ve obez hastaların çoğunun ilk kez birinci basamak hekimi tarafından görülmesi nedeniyle birinci basamak hekimi obezite tanı ve tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Toplumun her kesimindeki hastalara daha rahat ulaşabilmeleri ve hastalarına verdikleri güven nedeniyle, hastalar kilo verme uğraşıları sırasında birinci basamak hekimlerinin önerilerinin çok etkili olduğunu düşünmektedirler. Birinci basamak hekimleri hastalarını kilo kontrolünün önemi konusunda eğitmeli ve danışmanlık vermelidirler. Obezitenin YönetimiKısa süreli tavsiyelerde bulunmak yerine obeziteyi önlemek veya yönetmek daha akılcıdır. Obezitenin önlenmesi, normal kilolu kişilerin kilo almasının önlenmesi ve kilo kaybını takiben kilonun korunması veya kilo veremeyen kişilerde daha fazla kilo alımının önlenmesi şeklinde olmalıdır. Obezite tanısı, genellikle kişiler HT, tip 2 diabetes mellitus (T2DM) gibi obezitenin neden olduğu hastalıklar sonucu sağlık kuruluşlarına başvurduklarında veya rutin ölçümler sırasında konur. Bu nedenle başarılı bir obezite yönetimi için risk faktörlerini de belirleyebilen sistematik bir yaklaşım çok önemlidir.

Bunun için;
1- Her muayenede hastanın vücut kitle indeksinin (VKİ) hesaplanması ve bel çevresinin (BÇ) ölçülmesi,
2- Normal kilolu kişilerin de fazla kilo ve obezitenin olumsuz sonuçları hakkında bilgilendirilmesi,
3- Kişilerin yeme ve fizik aktivite alışkanlıklarının sık aralıklarla sorgulanması,
4- VKİ ? 25 kg/m2 veya BÇ erkeklerde > 108 cm, kadınlarda >88cm ise, diğer risk faktörlerinin sorgulanması,
5- VKİ ? 30 kg/m2 veya VKİ ? 25 kg/m2 ve iki veya daha fazla risk faktörü var ise hastanın yaşam tarzı değişikliklerine hazır olup olmadığının belirlenmesi,
6- Olumlu ve olumsuz değişimlerin not alınması,
7- Hastanın başarısının fark edilip desteklenmesi ve
8- Motivasyonunun sürmesi ve diğer hedeflerine ulaşabilmesi için hasta izlemlerinin düzenli yapılması gerekmektedir.

Poliklinik koşullarında fazla kilo ve obezitenin saptanmasında en pratik yaklaşım VKİ’nin hesaplanmasıdır. VKİ vücut ağırlığının (kg), boyun (m) karesine bölünmesiyle (kg/m2) elde edilir. VKİ’nin hastaların çoğunda total vücut yağına yakın değerler verdiği kanıtlanmışsa da, hastanın abdominal yağ miktarının saptanmasında en pratik ve geçerli antropometrik ölçüm BÇ ölçümüdür. VKİ ile birlikte her kontrolde BÇ ölçümü de yapılmalıdır. BÇ, mezura her iki krista iliyakanın üzerinden geçecek şekilde horizontal olarak yerleştirilerek ölçülür ve normal ekspirasyon sonundaki değer kaydedilir. VKİ’nin 25 kg/m2’nin üzerinde olduğu durumlarda kardiyovasküler ve obeziteye bağlı hastalıkların morbiditesi fazla iken, VKİ 30 kg/m2’yi geçtiğinde mortalite belirgin olarak artmaktadır. Normal VKİ’ne sahip kişilerle kıyaslandığında, obez kişilerin (VKİ ? 30 kg/m2) HT riskinin 2 kat, T2DM riskinin 3-10 kat, kalp hastalığı riskinin ise 1.7 kat arttığı gösterilmiştir. Yüksek lipid değerleri ile VKİ ilişkisi de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ülkemizde 1990 yılında yapılan bir çalışmada VKİ’nde bir birimlik artışın koroner kalp hastalığı (KKH) riskini 9 kat arttırdığı gösterilmiştir. Bunun yanı sıra diyabet riski olan orta yaşlı, fazla kilolu hastalarda ılımlı fizik aktivite ve sağlıklı beslenme ile 4 yıl içinde bu riskin %58 oranında düştüğü bildirilmiştir. Her hekim fazla kilo veya obezite riski olan her hastasının kilo verme veya hayatında sağlığa yönelik değişiklikler yapma isteğini sorgulamalıdır. Yaşlanmayla birlikte kilo alımının artması nedeniyle hastasına sık sık sağlıklı beslenme ve fizik aktivitenin yararları konusunda bilgi vermelidir. Sigara bırakma konusunda olduğu gibi, kilo verme konusunda da hekimin tavsiyeleri hastalar için oldukça önemlidir. Obezitenin kozmetik değil, tıbbi bir sorun olarak değerlendirilmesi yönetimi açısından oldukça önemlidir. Karın bölgesinde aşırı yağlanma (abdominal obezite) VKİ’nin artmadığı durumlarda bile risk faktörü ve morbiditenin bağımsız belirleyicisidir. Kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzerindeki BÇ değerleri kardiyovasküler hastalık ve obeziteye bağlı hastalıklar açısından yüksek riski beraberinde getirmektedir. Beslenme ve fizik aktivite alışkanlıklarının ayrıntılı bir biçimde sorgulaması fazla kilolu ve obez hastaların sağlıklı davranış biçimlerini belirlemede oldukça önemlidir. Kilo alımına veya kilo vermede zorluğa neden olabileceğinden, fazla kilolu veya obez hastalar devamlı kullandıkları ilaçlar ve diğer kronik hastalıkları açısından da sorgulanmalıdır. Hedefin sadece kilo kaybı olmadığı, aynı zamanda sağlıklı yaşam için olabilecek en ideal kiloya ulaşmak ve bu kiloyu korumak olduğu unutulmamalıdır. Hasta ve hekimi tedavi hedeflerini birlikte belirledikten sonra, hekim hastasına, yapacağı davranış değişikliklerine uyumunda ve dolayısı ile hedeflerine ulaşmasında destek olmalıdır. Hekimler bu amaçla hastalara obezite ile ilgili bilgiler içeren broşürler sağlayabilirler. Bu bilgileri hastaları ile tartışarak gerekli davranış değişikliklerine yine birlikte karar verir ve başarılı olmaları için hastalarını cesaretlendirebilirler. Obezitenin en uygun yönetimi hedef ve taktiklerin sürekli olarak yeniden ayarlanmasına bağlıdır. Hastalar kilo verme isteği ile nadiren başvurduklarından, birinci basamak hekimi değişime hazır hastaları iyi ayırt edebilmelidir. Obezite yönetimi bir ekip işi olduğundan değişiklik yapmaya hazır, kararını vermiş olan hasta daha ayrıntılı danışmanlık için diyet uzmanına yönlendirilmelidir. Ayrıca zayıflama programında hastasına yardımcı olabileceğini düşündüğü psikolog, psikiyatrist, cerrah veya kondisyon uzmanları gibi diğer kişilerle hastası arasında bağlantı sağlamak da birinci basamak hekiminin görevleri arasındadır. Eğer bu imkanlar yoksa bu bilgilere ulaşabileceği broşür veya internet adresleri sağlamalıdır. Başarılı bir kilo verme programı için hasta motivasyonu vazgeçilmez kuraldır. Hasta istekli değilse risk faktörleri hakkında eğitilmelidir. İstekliyse hedefler, sonraki görüşme tarihi ve görüşme sıklığı belirlenmeli, ilaç ve cerrahi tedavi hakkında danışmanlık verilmelidir. Kalori kısıtlamasıyla birlikte, beslenmenin düzenlenmesi, fizik aktiviteye başlanması, kısacası yaşam tarzının değişmesi gerektiği, aksi takdirde kaybedilen kiloların yeniden alınabileceği konusunda hasta bilgilendirilmelidir. Tedaviye başlandıktan sonra, hedeflerin yeniden ayarlanması ve kilo kaybının değerlendirilmesi için hastalar düzenli olarak takip edilmelidir.

Beslenme tedavisiKısa dönemde kilo kaybı için hastanın gıda alımını kısıtlayarak negatif enerji dengesinin sağlanması fizik aktiviteden daha etkilidir. Tedavide ilk hedef ideal kiloya ulaşmak değil, hastanın kilosunda 6 ayda %10’luk bir kayıp sağlamaktır. Altı ayda %10 kilo kaybına ulaşmak için fazla kilolu olan kişilerin günlük kalori alımından 300-500 kcal (0.22-0.45 kg/hafta kayıp), obez olan kişilerin ise 500-1000 kcal (0.45-0.9 kg/hafta kayıp) eksiltmeleri yeterlidir.


Hızlı verilen kilolar çabuk alındığından ve hastada beslenme bozuklukları oluşabileceğinden kilo kaybı için çok düşük kalorili diyet tavsiye edilmemektedir. Aşırı obez olanlar için daha yavaş kilo kaybı belirlenmelidir. Hastanın vazgeçmesini önlemek ve hastayı cesaretlendirmek için sık görüşmeler, beslenme uzmanı ile konsültasyonlar faydalı olabilir.Fizik aktiviteObez veya fazla kilolu hastalara verilen etkili danışmanlık sırasında, düzenli fizik aktivitenin sağlıklı yaşam için önemi vurgulanmalıdır. Sadece kalori kısıtlaması ile kilo verilebilse de, düzenli fizik aktivite kalorinin harcanmasından ve kaybedilen kilonun korunmasından birincil olarak sorumludur. Kilo kaybında en etkili sonuç, kalori kısıtlamasına ek olarak artmış fizik aktivite ve davranış değişiklikleri ile alınmaktadır. Önceki aktiviteleri ne olursa olsun, hekim hastasına mevcut aktivitesini 10 dk attırmasını önermelidir. Araba yerine işe yürüyerek gitmesi, asansör yerine merdivenleri kullanması, bilgisayar ve TV karşısında geçen sürenin azaltılması bile kalori harcanmasını arttırmaktadır. Birçok fazla kilolu ve obez hasta için günlük yürüyüşler en pratik fizik aktivitedir. Hasta haftada 3 gün 30 dk yavaş yürüyüşle başlayıp haftada 5 gün 45 dk tempolu yürüyüşe geçebilir. Bu tip bir fizik aktivite sağlıklı beslenmeye ek olarak 100-200 kcal’lik bir kayıp sağlar. Uzun süreli fiziksel aktivite için hedef her gün 30 dk yürüyüş olmalıdır. Davranış tedavisiDavranış tedavisinin amacı kişinin beslenme ve fizik aktivite alışkanlıklarını değiştirmesini sağlamaktır. Bu tür yaklaşımlar hastanın beslenme alışkanlıklarını fark etmesine yardımcı olmaktadır. Davranış tedavisi yeme ve fizik aktivite alışkanlığının hastanın kendisi tarafından gözlenebilmesi için yeme ve egzersiz günlüğü tutmak (kendini denetleme), dürtü kontrolü (aç değilken yememek), stresle baş etme (gevşeme teknikleri, meditasyon), olumlu pekiştirmeler (ödüller, aile ve arkadaş desteği) ve bilişsel yapılandırmayı (vücut algısının yeniden tanımlanması, gerçekçi olmayan hedeflerin değiştirilmesi) içermektedir. Davranış tedavisinin 10 kişilik gruplarla haftada 1-2 saat ve 12-20 hafta süreyle uygulanması önerilmektedir. İlaç tedavisiYapılan çalışmalarda birinci basamak hekimlerinin obezitenin tedavisi için ilaç kullanılmasına sıcak bakmadıkları veya kısa dönem ilaç kullanımını tercih ettikleri gözlenmiştir. Ülkemizde bu konuda yapılmış çalışma bulunmamakla birlikte birinci basamak hekimleri, hastanın ilaçları sürekli kullanması gerektiğini belirten sağlık kurulu raporu olsa bile, antiobezite ilaçları reçete edememektedir (reçete etmesi halinde hastanın kurumunca ödenmemektedir). İlaç tedavisi fizik aktivite ve diyet tedavisine uyumu arttırır, ancak bunlar için bir alternatif değildir. Tek başına yeterli olmadığından ve yan etkileri de olabileceğinden, yaşam tarzında değişiklik yapılmadan ilaç tedavisine başlanmamalıdır. İlaç tedavisi, VKİ ? 30 kg/m2 veya, VKİ?27 kg/m2 olup obeziteye bağlı bir veya daha fazla hastalık veya diğer risk faktörlerinin olması durumunda kullanılmalıdır. Psikiyatrik hastalığı veya kontrolsüz hipertansiyonu olanlarda, gebelerde ve emzirenlerde, 18 yaşından küçüklerde ilaç tedavisi tercih edilmemelidir. Cerrahi tedaviHastanın VKİ ? 40 kg/m2 veya, VKİ ? 35 kg/m2 olup obeziteye bağlı hastalıklar açısından yüksek risk altında ise ve tüm tedavi girişimlerine rağmen kilo kaybı sağlanamıyorsa cerrahi girişim düşünülmelidir. Günümüzde en sık uygulanan iki yöntem Roux-en-Y gastrik by-pass (RYGB) ve ayarlanabilir silikon gastrik band (ASGB)’dir. Bu girişimlerle fazla kilonun %40-70 kadar kilo kaybı sağlanabilmektedir. Cerrahi mortalite ise % 0-1 civarındadır.
Son yıllarda cerrahi tedavi sonrası başarılı sonuçların elde edilmesiyle, ABD ve Avrupa ülkelerinde endikasyon grubu içerisine giren hastalar endikasyonlar doğrultusunda cerrahi tedaviye yönlendirilmektedir. Yapılan çalışmalar cerrahi tedavinin cost-effectivite sinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.Cerrahi tedavinin kronik komplikasyonları arasında dumping sendromu, vitamin ve demir eksikliği, safra taşları sayılabilir. Birinci basamak hekimi cerrahi tedavi için uygun hastaları belirledikten sonra güvenilir ve deneyimli bir cerraha yönlendirmelidir. Cerrahi tedaviden sonra hekim hastasını geç dönem komplikasyonları açısından izlemeli ve hastanın yeni hayatına uyumunda yardımcı olmalıdır.

Sonuç hekimler ve diğer sağlık personeli obeziteyi tanıma, önleme ve tedavi etmenin yanında, olumlu yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirmeleri için hastaları cesaretlendirmelidirler. Kardiyovasküler risk faktörü olarak obezitenin önlenmesi, tanınması ve tedavisi açısından birinci basamak hekimlerine önemli görevler düştüğü konusunda görüş birliği vardır. Birinci basamak hekimleri obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinden, obezitenin önlenmesi ve tedavisine kadar çeşitli basamaklarda etkinlik göstererek, ülkelerinde obezite epidemisinin önlenmesinde etkin bir rol almalıdırlar. Sağlık personelinden yardım ve destek alanların almayanlara göre zayıflama girişiminde daha istekli oldukları gözlenmiştir. Bu da obezite tedavisinde sağlık personelinin önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Ülkemizde de obezitenin erken tanısı, kontrol ve tedavisi için birinci basamak sağlık kurumlarında kullanılmak üzere obezite tanı, tedavi ve takip protokolu hazırlanmalı, başvuran hastaların tanı ve tedavisinin bu kurumlarda (ilaç tedavisi dahil) yapılabilmesi için uygun koşullar sağlanmalı, hekimlere bu konuda sürekli eğitimler verilmelidir.




Pazar, Nisan 30, 2006

Obezite Tedavisinde İntragastrik Balon Uygulaması



İntragastrik (mide içi) Balon (İGB) Uygulaması son yıllarda gittikçe popülerlik kazanan bir uygulamadır. Bu yöntemin en önemli avantajı genel anestezi gerektirmeden endoskopik olarak gerçekleştirilmesidir.
Gastrik balonun iç hacmi 400-700 cc arasındaki sıvı ile şişirilmeye dayanıklıdır. Bu hacim sayesinde mide volümünde restriksüyon (kısıtlama) sağlanmakta ve böylelikle mide hacmi küçüldüğünden fazla gıda alımı engellenmektedir.
Uygulamanın tahmini süresi 25-30 dk arasındadır. Hastanın hastanede kalmasına gerek yoktur, işlem sonrasında 5-6 saatlik gözetim ve intravenöz serum uygulaması sonrası hasta taburcu edilebilir.
Uygulama sonrası özellikle ilk 24 saate bulantı, kusma ve kramp tarzı ağrılar gözlenebilir. Bu tür rahatsızlıkların giderilmesi için medikal tedavi uygulaması yapılır. Bu şikayetler geçicidir ve yaklaşık 1 hafta sonra hasta oldukça rahatlamış olacaktır.
İGB uygulaması non-surgical teraphy (cerrahi dışı tedavi) dir. Özellikle cerrahi tedaviyi düşünmeyen ancak diyet ve egzersizle yeterli kilo kaybedemiyen hastalar için uygun bir alternatiftir. Ancak bu uygulama süre açısından sınırlıdır, gastrik balonun midede kalış süresi maksimum 180 gün (6 ay) dır. Bu süreden sonra balonun çıkartılması gerekmektedir. Çıkartılma işlemide endoskopik olarak gerçekleşmektedir ve hasta 2 saat sonra normal ektivasyonuna dönebilir.
Bu süre içerisinde hastalardaki ortalama kilo kaybı 12-30 kg arasında değişim göstermektedir. Uygulama sonrası hastalarda kalori kısıtlaması önerilmektedir (1200 KCal). Uygulamaya bağlı olarak fazla gıda alımı gerçekleşemiyeceğinden bu kısıtlama çok rahat yapılmaktadır.
Eğer gastrik balon 180 günden fazla kalması isteniyorsa mutlaka değiştirilerek yenisi mide içerisine yerleştirilmelidir. Bu uygulamayı düşünenler 6 aylık süre içerisinde yeme alışkanlıklarını değiştirmeyi hedeflemeleri gerekmektedir.
İGB ye bağlı komplikasyon çok nadirdir. Literatürde bazı hastalarda balon intöleransı ve çok nadir balonda delinme bildirilmişitir. Böyle bir durumda balonun endoskopik olarak çıkarılması gerekmektedir.
Sonuç olarak; IGB cerrahi tedavi düşünmeyen yada bu tarz cerrahi işlemlerden çekinen obez hastalar için (gastrik band yada gastrik bypass gibi) önerilebilecek, uygulaması kolay bir yöntemdir. Ancak bu yöntemle birlikte hastaların uzun dönemde kalıcı kilo kaybı sağlamaları için mutlaka yeme alışkanlıklarını değiştirme gayreti içerisinde olmalıdırlar.

Salı, Nisan 25, 2006

Obezitede Cerrahi Tedavi Seçenekleri














  1. Intragastrik Balon (Mide Balonu) Uygulaması: Cerrahi dışı yöntem, endoskopik olarak uygulanır
  2. Roux en Y Gastric Bypass
  3. Ayarlanabilir Silikon Mide Bandı
  4. Vertikal Band Gastroplasti
  5. Biliopankreatik Diversiyon
  6. Duedonal Switch
  7. Implantable Gastric Stimulation

Cumartesi, Nisan 22, 2006

Obezite Cerrahisinde Hasta Seçimi


Cerrahi yöntemlere başvurmadan önce hasta detaylı analizlerden geçirilmeli ve obezitenin herhangi bir genetik, endokrin, nörolojik (hipotalamik fonksiyon bozukluğu gibi) patolojiden veya ilaç kullanımından kaynaklanmadığı ortaya konmalıdır. Aksi halde nedene yönelik tedavi tecih edilmelidir.
Morbid obezitede, cerrahi girişim için hasta seçerken, American Society of Bariatric Surgery'nin (ASBS) endikasyonlarına uyulmaktadır.

  • 18-65 yaş arası
  • Vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olan veya 30-40 arasında olup eşlik eden hastalık durumlarında (hipertansiyon, diabetes mellitus, uyku apne send., artrit)
  • Obezitenin en az 3 yıldır var olması
  • Hormonal hastalıkların bulunmaması
  • İlaç ve diyet tedavisine rağmen, en az 1 yıldır kilo veremiyenler
  • Alkol ve ilaç bağımlısı olmamak
  • Hastanın uygulanacak yöntemi anlaması ve ameliyattan sonra uyum sağlayabilecek durumda olması
  • Kabul edilebilir ameliyat riski